Haber Detayı
11 Ağustos 2017 - Cuma 16:26 Bu haber 89 kez okundu
 
23 Ekim 1905 Öncesi Kars’ta Neler Yaşandı?
20. Yüzyılın ilk yıllarında, başta Petersburg ve Moskova olmak üzere Çarlık Rusyası’nın her yerinde yeni yeni baş gösteren toplumsal olaylar, giderek şiddetlenip ülkenin dört bir yanına yayılmıştı.
Gündem Haberi
23 Ekim 1905 Öncesi Kars’ta Neler Yaşandı?

20. Yüzyılın ilk yıllarında, başta Petersburg ve Moskova olmak üzere Çarlık Rusyası’nın her yerinde yeni yeni baş gösteren toplumsal olaylar, giderek şiddetlenip ülkenin dört bir yanına yayılmıştı. Tutuklamalar, kovuşturmalar, yaşamın bir parçası olmuştu. Bir süre sonra bu olaylar Güney Kafkasya’ya ve Rusya’nın işgali altında bulunan Kars’a da yansıdı. Güney Kafkasya’da devrimci ulusal bağımsızlık hareketlerini sosyal demokrat örgütler yönetiyordu. Sosyal demokratların ideolojik ve örgütsel güçlenmesinde Leninist Iskra önemli rol oynuyordu. 1902 yılında kurulan Sosyal Demokrat Birliği ve onun bir bileşeni olan Proletarya adlı gazete, işçilerin, köylülerin ve askerlerin devrim hareketini örgütleme konusunda önemli görevler üstlendiği görülüyordu.

1904 yılında bir grup sosyal demokrat Kars’ta örgütlenerek eylemlere başladı. Demiryolu işçileri greve giderek tüm Kafkasya’da seslerini duyurmayı başardı. Aslında ilk işçi eylemleri ve buna bağlı olarak başlayan olaylar, Kars’ta 1903 yılında ortaya çıktı. 9 Ocak’ta demirciler, marangozlar, ayakkabıcılar ve diğer zanaatkârlar greve gitti. 1905 Devrimi arifesinde Kars merkez ve bazı bölgelerde işçiler, zanaatkârlar ve aydınların temsilcilerinin katıldığı Iskra Sosyal Demokratlar Örgütü giderek güçleniyordu. Nisan 1905’te bir dizi grev gerçekleştirildi. Bu grevlerin en önemlisi Tiflis-Gümrü-Kars demiryolu çalışanlarının grevi idi.

23 Nisan 1905’te maaşlarının artmasını ve barınma sorunlarının çözülmesini isteyen Kars’taki fırıncılar işi durdurdu...

Alınan tüm önlemlere karşın işçi ve köylülere “devrim ruhunu” aşılayan Bolşevik propagandaları asker kaputları içerisinde kışlalara sızdı. Bu sırada 154. Derbent Piyade Alayı askerleri arasında el yazısıyla hazırlanmış bildiriler dikkat çekiyordu. Bu bildirilerin bir tanesinde komutanlık, “düşman” olarak gösteriliyor Çarlık rejimi “lanetleniyordu”. Başta 154. Derbent Piyade Alayı olmak üzere garnizondaki askeri birliklerde “Devrim Komiteleri” oluşturulmaya başladı. Giderek tüm Kars bölgesinde askerlerin “itaatsizliği” baş gösteriyordu.

Öte yandan 13 Ekim 1905’te başlayan grev hareketleri ülke geneline dalga dalga yayılıyordu. Çarlık yönetimi kitlesel eylemlerin bastırılması için silahlı şiddet yoluna başvurdu. Güney Kafkasya demiryolu işçileri 14 Ekim’de bir bildiri yayınlayarak bu grevlere katıldı.

17 Ekim’e gelindiğinde, Rusya, grevlerle sarsılmaya başlamıştı. Rusya’yı kasıp kavuran grev fırtınası Çarlık yönetimini kimi ödünler vermeye zorladı ve Çar, 17 Ekim’de bir bildiri yayınlamak zorunda kaldı. Bildiride “Rus devletinin refahının, Rus halkının refahından ayrı düşünülmeyeceğini” belirtti. “Düşünme, konuşma ve toplantı özgürlüğü gibi birtakım hak ve özgürlükleri” tanıdı ve 6 Ağustos Yasası ile kabul edilen Devlet Duması ve Devlet Konsülü için yapılacak seçimleri ilân etti.

ÜNLÜ BOLŞEVİK DEVRİMCİ SERGEY ALLİLUYEV VE ARKADAŞLARI KARS’TA

Rusya’da bu gelişmeler yaşanırken, daha önce Bakü hapishanesinden nakledilmiş olan ve aralarında; Stalin’in yakın arkadaşı ve kayınpederi Sergey Alliluyev (Resim: 4 Bolşevik Devrimci Sergey Alliluyev), Alyoşa Caparidze, Mihail Bagradza, Anton Gabernkorn gibi ünlü Bolşeviklerin bulunduğu Bakü Sosyal Demokrat Örgütü’ne mensup 32 tutuklu eylemciye Kars hapishanesinde “iyi haberler” veriliyordu. Sergey Alliluyev anılarında hapishanedeki son günlerde yaşadıklarına değinerek ortaya çıkan yeni durumu şöyle anlatıyor:

“(...) Her nasılsa, her gün hep bir ağızdan devrim şarkıları söyleyerek, hapishane gardiyanlarını rahatsız etmeyi başarmıştık. Kent otoriteleri ülkedeki devrimci hareketten adamakıllı korkmuştu, hoşlansalar da hoşlanmasalar da bu türden davranışlara katlanmak zorundaydılar.

“18 Ekim 1905’de, aynı kent temsilcileri öğle yemeğinden hemen sonra ve Çar’ın önceki günkü bildirgesinin ardından serbest bırakılacağımızı, cezalarımızın iptal edilerek genel af çıkarılacağını duyurdular. Onlara teşekkür etmek yerine, hep bir ağızdan haykırdık: ‘Çok Yaşa Devrim! Zulme son!

“Halkın gücünün dışavurumuyla hapishaneden serbest bırakıldık kentimize doğru yola koyulduk. Burada, halkın hissiyatını ölçmek için gruplara ayrıldık. Kars kenti, birçok askeri ve kamu çalışanları, siviller ve askerler topluluğu içeren etkileyici bir kale idi.”

“Büyük bir heyecan egemen oldu ve kent kalabalıklaştı. Herkes 17 Ekim bildirgesinin büyüsü altındaydı. Kentimizin toplantısını gerçekleştirmek için bu genel kıvanç ortamından faydalandık. Birçok kişi katıldı. Çar ve mevcut düzen aleyhine nutuklar attık.”

(Resim: 4) Bolşevik Devrimci Sergey Alliluyev

Alliluyev’in bundan sonraki anlattıkları daha da ilginç. Hapishaneden salıverilmelerine karşın, karanlık çöktüğünde, gidecekleri bir başka yer olmadığı için yeniden hücrelerine dönmek ve geceyi orada geçirmek üzere hapishane müdürünü ikna ediyorlar. Ertesi gün hapishaneden ayrılıp aralarında askerlerin, subayların, öğrencilerin ve çeşitli birimlere mensup kamu görevlilerinin bulunduğu büyük bir kalabalığı parkta (Kars’ta) topluyor konuşmalar yapıyorlar.

20 Ekim ve sonraki günlerde Sergei Alliluyev ve arkadaşları kentte müdahaleye hazır motorize devriyelere karşın yine topladıkları büyük kalabalıklara konuşup, “görkemli mitingler” düzenliyorlar. Yerel bölge valisi ve polis müdürü olayların tırmanmasından çekiniyor ve olası büyük çatışmalardan korkarak Bolşevik devrimcilere karşı sürekli alttan almak zorunda kalıyor.

ANATOLİ PETROVİÇ’İN ÖLÜM ANI

22 Ekim’de yerel Sosyal Demokrat Örgütü’nün girişimiyle Kars’ta büyük bir gösteri daha yapılıyor. Olaylar tırmanınca gösteriye müdahale etmek üzere 154. Derbent Alayı çağrılıyor ve sonuçta 7’si kadın 58 gösterici tutuklanıyor . Alliluyev anılarında olayların kontrolden çıktığı an Anatoli Petroviç’in ölümüne neden olan gelişmeleri şöyle aktarıyor:

“İğrenç, antipatik bir Alman olan bu subay, kalabalığı dağıtmak için garnizonun askerlerini cesaretlendirmeyi denedi ancak güvenilir adamlardan oluşan bir grup bulmakta başarısız oldu, şiddetli bir heyecana kapıldı ve kalp krizinden öldü.”

Artaşes Mihayloviç Pogosyan kitabında Anatoli Petroviç’in ölümüyle ilgili bilgi vermiyor. Pogosyan salt 154. Derbent Piyade Alayı’nın çağrıldığını belirtiyor. Ardından da yapılan tutuklamalardan söz ederek olağanüstü bir gün yaşandığının altını çiziyor. Ama olayın birinci derecede görgü tanığı olan Alliluyev, anılarında komutanın adını anmasa bile ölen subayın aidiyetinin özellikle bir Alman olduğunu belirtmesi, ölenin kesinlikle albay Anatoli Petroviç’in fon Şlihting olduğunu kanıtlamaya yetiyor.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, sakal
Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri Başlığım sayfa içeriği