Guluyev: “Hocalı Soykırımının planı nasıl yapıldı? Tacettin DURMUŞ / www.karspress.com Azerbaycan Kars Başkonsolosu Nuru Guliyev, tarihin kanlı lekesi olarak bugüne kadar görülmüş en dehşetli facia olan Hocalı Soykırımı’nın 26. Yıldönümünde yaşamını yitirenleri anmanın derin üzüntüsü yaşadıklarını söyledi. Guluyev, tarihin çeşitli dönemlerinde Ermenistan’ın tecavüzüne maruz kalan Azerbaycan’da 1992 yılının Şubat ayının 25`ini 26`sına bağlayan gece, yaşanan Hocalı Soykırımının XX. yüzyılın ve Azerbaycan tarihinin kanla yazılmış sayfası olarak en dehşetli soykırım olarak tarihe geçtiğini hatırlattı. O gece yaşanan facianın ve soykırımının planını gazetemize açıklayan Azerbaycan Kars Başkonsolosu Nuru Guluyev: “Acımasızca katledilen Hocalı halkı Şubat ayının 25`inde saat 23:00 sularında Sovyetler Birliğinin 366`cı alayının Ermeni askerleri tarafından ağır ateşlere maruz kaldı. Bu ağır saldırının başlangıcında ilk önce Hocalı’da yerleşen savunma barikatları ve yatakhaneler patlatıldı. Tecavüzkar Ermeni piyadeleri şehre Şubat ayının 26`sında gece saat 01:00 - 04:00 sularında girdi. Ermenistan askeri yapılanmalarının verdiği bilgiye göre ağır silahların ateşlerine maruz kalan şehir savunması fazla dayanamayarak kırıldı. Hocalı’da bulunan dağıntılar ve yıkıntılar da bu patlayışların ağır top ateşleri sonucunda oluştuğunu kanıtlamaktadır. Çünkü bu tür dağıntılar hiçbir şekilde gergin sokak savaşları zamanı ortaya çıkamaz. Ermenistan askeri yapılanmaları 1992 yılının 25 Şubat’ını 26`sına geçen gece Hocalıda tarihe “Hocalı Soykırımı” olarak kanlı harflerle yazılmış akıl almaz bir katliam gerçekleştirdiler. 7 bin nüfusu olan Hocalı’nın, Ermeni askeri yapılanmalarının şehre girdiği zaman yalnızca 3 bini şehirde yaşamaktaydı. Çünkü 4 aydan aşkın bir süre içinde kuşatmada kalan halk diğer bölgelere kaçmaya mecbur kalmışlardı. Şehirdeki kalan ahalide artık ana-baba yurtlarını terk etmeye mecbur bırakılarak dağlara ve ormanlara kaçmıştı. Her taraftan silahlı Ermeni askerleri silahsız masum ahaliye ateşler açıyor, sağ kalan kadın, kız, gelinler soğuk ve karlı kış gecesinde çeşitli işkencelere maruz bırakılıyordular. Şu bir gerçektir ki ne kadar insan Ermeni ateşinden kurtularak dağlara kaçsa da bu soğuk kış gecesinde donarak öldüler. Saldırılar başladıktan sonra Hocalı halkı telaş içerisinde Azerbaycan`ın Ağdam bölgesine kaçmaya çalıştı. En önemli eşyalarını alamadan, üzerlerine kalın bir şeyler giyemeden o soğuk kış gecesinde evlerinden çıktılar. Bunun sonucunda ise onların bazıları ermeni askeri yapılanmalarının silahlı saldırısından kurtulsa da bu kış gecesinde donarak öldüler. Donarak ölenlerin büyük çoğunluğunu çocuk ve kadınlar teşkil etmekteydi. Kaça bilenlerin anlattığına göre kaçamayan ve esir olarak alınanlar ise anında katledildi. Kaçarken ölen ve öldürülen Hocalı halkının cesetlerinin Azerbaycan bölmeleri tarafından helikopterle Ağdama götürülme görüntüleri mevcuttur. Video görüntülerinden de görüldüğü üzere Hocalı halkı kaçarken acımasızca katledilmiştir ve bu katledilen halkın büyük çoğunluğu yaşlılar, kadınlar ve çocuklardı. 4 gün boyunca Ağdama 200-e yakın ceset taşındı. Bu cesetlerin bir çoğu çeşitli işkencelere maruz kalmış, bazıların kafa derileri yüzülmüş ve bazılarının ise başı kesilmişti. Ağdam`a getirilen 181 cesedin 130-u erkek, 51`i kadındı ve bunun yanı sıra bu cesetlerin 13 tanesi çocuktu. Cinayetkar ermeni askeri yapılanmalarının Şubat ayının 25`ni 26`na bağlayan gece vahşice yaptıkları bu soykırım sonucunda 613 kişi öldürüldü, 1000’i aşkın çeşitli yaşlardaki kişiler aldıkları silah yarasından sakat kaldı. 106-sı kadın olmak üzere 63 az yaşlı çocuk ve 70 yaşlı kişi öldürüldü. 8 tane aile tamamen yok edildi. 25 çocuk her iki velisini ve 130 kişi hem her velisinden birisini kaybetti. Düşman ateşinden 76-sı çocuk olmakla 487 kişi yaralandı. 1275 kişi esir alındı. Esir alınanlardan 150 erkek, 68 kadın ve 26 çocuğa ne olduğu bilinmemektedir. Bütün bu cinayetler Ermeni askeri yapılanmaları tarafından acımasızca ve akıl almaz vahşilikle gerçekleştirildi. Bu soykırımın gerçekleştirilmesinde iştirak eden subaylar ise bugün Ermenistan`da siyasi hâkimiyette temsil olunmalarının yanı sıra ermeni ordusuna komutanlık ediyorlar. Her bir Azerbaycan evladı gibi bizler, Hocalı`da insanlık ve yaradılış aleyhine gerçekleştirilmiş bu suçların sahiplerinin bir gün mutlaka uluslararası cinayet mahkemesi karşısında bunun cevabını vereceklerine ve eğer cihanı alem adaletini yitirmediyse bunun kesinlikle olacağına ve yine bizler Hocalı katillerinin hukuk karşısında gereken değeri göreceklerine inanıyoruz. Çünkü biz Hocalı`yı asla Unutmadık, Unutmayacağız!!” dedi.
Başkan Çiftçi, Ardahan'ın kurtuluş yıl dönümünü kutladı
Ardahan’ın kurtuluşunda Kura Nehri İstanbul'da Masaya Yatırıldı
Yıldırım Samancı'nın 40. Gününde Yine Gözyaşı Vardı
Kars'ta Hayvan Pazarı Kapatıldı
Haber Detayı
15 Ocak 2018 - Pazartesi 10:41
 
Asrın Projesi (Btk) Ve Kaü Gürcü Dili Ve Edebiyatı Bölümü
Kars Kafkas Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kafkas Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Gürcü Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Sudan Altun, asrın projesi olarak adlandırılan Bakü - Tiflis - Kars (BTK) Demiryolu hattında ilk resmi tren seferlerin başlamasıyla birlikte, komşu ülke Gürcistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin öneminin daha da artmaya başladığını söyledi.
Kars Hab Haberi
Asrın Projesi (Btk) Ve Kaü Gürcü Dili Ve Edebiyatı Bölümü

Kars Kafkas Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kafkas Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Gürcü Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Sudan Altun, asrın projesi olarak adlandırılan Bakü - Tiflis - Kars (BTK) Demiryolu hattında ilk resmi tren seferlerin başlamasıyla birlikte, komşu ülke Gürcistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin öneminin daha da artmaya başladığını söyledi.

Tacettin DURMUŞ /Serhat Birikim Medya Grubu

 

Türkiye’nin komşu Gürcistan ile ilişkiler bağlamında siyasi, ekonomik ve kültürel faaliyetlere önem verdiğini belirten Altun, Türkiye'de ilk kez 2006 yılında açılan Kars Kafkas Üniversitesi Kafkas Dilleri ve Edebiyatı Bölümü, Gürcü Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalının bunun en güzel örneği olduğunu ifade etti.

Bölümde Gürcü Dili ve Edebiyatı yüksek lisans programı yürütülmekte olduğunu da belirten Altun, ikili ilişkilerin yakın olması nedeniyle, iki komşu ülkenin birbirlerini ekonomik, politik ve sosyo - kültürel anlamda desteklemekte dolduğunu hatırlatarak, eğitim anlamında atılan adımlarla birlikte, Türk ve Gürcü dillerinin önemi her iki komşu ülke için vazgeçilmez kıldığını savundu.

DÜNYADA BİRÇOK FARKLI DİLDE KONUŞULAN 14 ALFABEDEN BİRİSİ “GÜRCÜ ALFABESİ

Dünyada birçok farklı dilde konuşulan 14 alfabe olduğunu ve bunlardan birinin ise Gürcü Alfabesi olduğunu da söyleyen Altun: “Dil ile aktarılabilecek olan sözlü ve yazılı her adım için iyi niyet ve sevginin bir işareti olarak adlandırılmaktadır. Dil, insanlığın varlığından beri kendisini ve çevresini anlamak ve ifade etmek için en etkili araçtır. Uluslar dil içinde var olur ve varoluşlarını dil ile korurlar. En eski uluslardan biri olan Gürcüler, en eski zamanlardan beri dil ve yazı dili korumayı başarmışlardır. Dünyada birçok farklı dilde konuşulan 14 alfabe bulunmaktadır ve bunlardan biri Gürcü Alfabesi’dir.”dedi.

Gürcü Dili ve Edebiyatı Yüksek Lisans Programın amacının öğrencilerin Gürcü Dilini okumak, konuşmak, dinlemek ve anlama becerilerini geliştirmek ve Türkiye ile Gürcistan arasında ticari, ekonomik ve bilimsel ilişkilerde rol alan resmi ve özel kuruluşlarda yer alacak personel üyelerini yetiştirmek olduğunu da belirten Altun, lisans programında öğrencilere metin analizi ve eleştiri becerilerini kazandırmaya özen gösterilmekte olduğunu belirtti.

KAFKAS DİLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ, GÜRCÜ DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI TÜRKİYE’DE İLK ÖNCE KARS’TA KURULDU

Türkiye'de ilk kez, 2006 yılında açılan Kars Kafkas Üniversitesi Kafkas Dilleri ve Edebiyatı Bölümü, Gürcü Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı en güzel örneği olduğunu da söyleyen Sudan Altun: “Dil ve Edebiyat Bölümü, Türkiye Cumhuriyeti’nin değişik devlet üniversitelerinde bir bölüm olarak açılmış ve Gürcü Dili ve Edebiyatı, Kars Kafkas Üniversitesi gibi devlet ve özel üniversitelerde isteğe bağlı bir yabancı dil olarak öğretilmektedir. Ardahan Üniversitesi, Artvin Çoruh Üniversitesi, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Düzce Üniversitesi bünyelerinde bulunmaktadır. Komşu Gürcistan'ın tarihi, dil ve edebiyatı her zaman Türkiye'de merak odağı olmuştur. Aynı ilgi bugün de devam ediyor. Kültürel bağlantılar kalp köprüleri kurabilir; edebi ve kültürel ilişkiler daha rasyonel hale gelecektir.

Türkiye, komşu Gürcistan ile ilişkiler bağlamında siyasi, ekonomik ve kültürel faaliyetlere önem vermektedir. Türkiye'de ilk kez, 2006 yılında açılan Kars Kafkas Üniversitesi Kafkas Dilleri ve Edebiyatı Bölümü, Gürcü Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı en güzel örneğidir.

Geçmişte sahip olduğu potansiyel ile bölge tarihinde yaldızlı bir şekilde yerini almışken, bu proje, her ne kadar günümüzün dar ölçekli bir örneği olsa da, bölgenin hassasiyeti dikkate alındığında, gerçekten sadece ekonomik değil, sosyal ve siyasi pozitif edinimlerin de beklentisi içerisindeyim. Dilerim, katılımcı ve komşu ülkeler ve halkları için sadece ekonomik değil aynı zamanda dostluk, kardeşlik gibi an itibarı ile çok elzem kazanımları da beraberinde getirir. İnsanlarımıza hayırlı olmasını, maddi ve manevi bol kazanç getirmesini diliyorum. Uzun soluklu bir çalışmanın sonucu olan ve beklentilerimizin büyük olduğu bu muhteşem projenin Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye'ye hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Kutlu olsun.”dedi.

ASRIN PROJESİ BAKÜ TİFLİS KARS DEMİR İPEK YOLU

Bakü Tiflis Kars Demir İpek Yolunun önemini de anlatan Kars Kafkas Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kafkas Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Gürcü Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Sudan Altun: “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ve Gürcistan Başbakanı Sayın Giorgi Kvirikashvili'nin katılımıyla 30 Ekim 2017 tarihinde Bakü'den yola çıkmıştır. Sonrasında Tiflis ve Kars’a ulaşmış ve büyük bir coşkuyla karşılanmıştır.

31 Aralık 1920 tarihinde Ankara’ya Gürcistan Elçisi olarak atanan Simon MDİVANİ, 2 Şubat 1921’de Mustafa Kemal’e güven mektubunu sunmuş, Mustafa Kemal Bağımsız Gürcistan’ı elçinin şahsında tebrik ettikten sonra Türkiye ile Gürcistan arasındaki dostluk bağlarının, Türkiye Cumhuriyeti ve Dünya siyaseti için gittikçe önemi artan bir bölge olan Kafkasya’nın değerini, Kafkasya’da en kadim millet olan Gürcüleri şu şekilde özetlemiştir:

“Bizi Gürcistan ile birleştiren yalnız sempati değil, aynı zamanda hedeflerimizin de bir olmasıdır. Güçlü bir doğuya ihtiyacımız var. Özellikle güçlü bir Kafkasya’ya. Kafkasya’da ise en önemli ulus olan gürcülerin, güçlü olmasına ihtiyacımız var. Bize, bağımsız ve güçlü bir Gürcistan lazım. Biz Kafkasya’nın diğer ülkelerinin de bağımsız olabilmeleri için Gürcistan ile birlikte çaba sarf etmeliyiz.”

Türkiye, 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılması ve 21 Aralık 1992'de Gürcistan'ın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından 21 Mayıs 1992'de iki ülke arasındaki Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına ilişkin Protokolü imzaladı. İki ülke arasındaki iki büyükelçiliğin yanı sıra Türkiye’nin Batum Türk Başkonsolosluğu, Gürcistan Başkonsolosluğu ise İzmir, İstanbul ve Trabzon'da bulunuyor. İki ülke arasında üst düzey ziyaretler düzenli olarak yapılmaktadır.

Türkiye-Gürcistan ilişkilerinde siyasi sorunlar bulunmamakla birlikte eşitlikler ve karşılıklı ilkeleri çerçevesinde ilişkiler gelişmektedir. Örnek komşuluk ilişkilerinin bir göstergesi olarak, iki ülkenin vatandaşları, turizm amaçlı 90 günlük vize turları için vize muafiyetinden yararlanırken, Batum Havalimanı ortaklaşa Türkiye ve Gürcistan tarafından kullanılmaktadır. Öte yandan 31 Mayıs 2011'de imzalanan Protokol sayesinde iki ülke vatandaşları pasaporta ihtiyaç duymadan nüfus cüzdanı ile birbirlerine gidebilmektedir.”

 






Kaynak: Editör:
Etiketler: Asrın, Projesi, (Btk), Ve, Kaü, Gürcü, Dili, Ve, Edebiyatı, Bölümü,
Yorumlar
Haber Yazılımı Başlığım sayfa içeriği