Haber Detayı
11 Temmuz 2019 - Perşembe 17:46
 
Demokratik Solculara Çağrı, Kaçak Güreşi Bırak Partine Sahip Çık !
Bilindiği üzere DSP PM 23 Haziran 2019 İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerine girmeme kararı almış, 31 Mart'ta aday olan Muammer Aydın ise adaylıktan çekilmişti.
Gündem Haberi
Demokratik Solculara Çağrı, Kaçak Güreşi Bırak Partine Sahip  Çık !

 Bilindiği üzere DSP PM  23 Haziran 2019 İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerine girmeme kararı almış, 31 Mart'ta aday olan Muammer Aydın ise adaylıktan çekilmişti. Ancak DSP Genel Başkanı Önder Aksakal (umarız AKP'ye yaranmak için değildir) İmamoğlu’nu “muktedirin” söylemleriyle itham etmiş, PM kararlarını çarpıttığı veya yok saydığı aksi yöndeki açıklamalarla da açıkça parti suçu işlemiştir.

            Bir parti kurulurken parti programının ve tüzüğünün her sayfasına parti kurucularının her biri tek tek imza atar. Bunun anlamı şudur: “Bu yazılanların tümünden sorumluyuz, yazılı olarak taahhüt ettiğimiz ifadelerin tümü bizleri bağlar ve bu yazılanların anlam ve içeriğini değiştirecek herhangi bir eylem ve söylemde bulunamayız”.

            Bir partinin en önemli unsurları yazılı belgeleridir. Bu belgelerden biri halka siyaseti hangi amaçlar doğrultusunda yaptığını, neyi öngördüğünü, temel ilkelerini, inanç ve mücadelesini   işbaşına geldiğinde neyi ne şekilde yapacağını anlatan parti programı, diğeri üye ile parti ilişkisini kuran ve   parti içi işleyişi ortaya koyan parti tüzüğüdür. Genel Başkan da dahil olmak üzere hiçbir parti üyesi bu yazılı belgelerin üstünde değildir ve hiçbir üye bu yazılı belgelerin dışına çıkamaz, sadece biçimsel olarak değil öz olarak da program ve tüzüğün öngördüğü temel anlayışı ihlal edemez.

            Önder Aksakal’ı karakterize eden "Kim daha fazla verirse onunla ittifak ederim" sözü tam bir ilkesizliği ifade ettiği kadar sözde herkese eşit mesafedeyiz anlamında kullanılmak istenen bir “tarafsızlık” ifadesidir.  Oysa DSP Programı ve Tüzüğü adından da net bir şekilde anlaşılacağı üzere sol bir partinin temel belgesidir. Yani, parti ideolojik olarak sağda değil solda yer alır. Bu nedenle DSP program olarak bağdaşamadığı partilerle ittifak içinde olamaz. Bu ifade bir sol parti açısından oldukça talihsizdir ve DSP'nin kendi kendini soldan düşürdüğünün diğer bir göstergesidir.

            Oysa DSP Genel Başkanı 31 Mart seçimlerinde CHP yerine AKP'yi boy hedefi almalıydı. DSP böyle yapacak yerde, 17 yıllık AKP hükümetinin ülkemizi sürüklediği sosyal ve ekonomik krizi, kaosu ve dayatılan tek adam rejimini sorgulamayı bir kenara bırakmış, kendisine gerekli sayıda milletvekili vermemekle suçladığı CHP’yi sürekli olarak yerden yere vurmuştur. Böyle bir talep; etik zaafları bir yana, maddi temelden de yoksun bir talep olarak kalmıştır.

Daha önceki seçimlerde oy oranı binde birlere düşmüş, partinin malvarlıkları tüketilmiş, antidemokratik yöntemlerle üyeleri ihraç edilmiş, üyelik başvuruları cevapsız bırakılmış olan ve seçimlere girebilmek için yeterli olan en az 41 ilde örgütlenmesini tamamlayamamış bir parti; pazarlık kokan ifadelerle ve başka partilerin gücüne güvenerek var olamaz. Tüzel olarak var olsa da halkın içinde  karşılığı olan bir örgütlülüğe dayanmadığı için DSP parti olma vasfını kaybetmiştir.  DSP Genel Başkanı’nın sitemkar tutumu bu yüzden temelsizdir. Bu gerçekler herkesin malumu olduğu için DSP diğer partiler tarafından dikkate alınmıyor. 1945’te Dünya’nın paylaşıldığı, uluslararası ilişkilerin düzenlendiği toplantıya Papa’nın da dahil edilmesini isteyenlere Stalin’in cevabı çok manidardır: “Hay hay, Peki Papa’nın kaç tümeni var?”

Önder Aksakal ve daha önceki genel başkanlara herkes şu soruyu soruyor: “Arkanda kaç tümenin var ( ya da daha doğru bir ifadeyle halkın içinde bir karşılığın var mı?). Ordusunu dağıtmış bir komutan olarak bu soruya Önder Aksakal’ın verebileceği olumlu hiçbir cevap yoktur.

            11 Kasım 2018'de  İzmir'de gerçekleştirilen salon toplantısında DSP Genel Başkanı söz veriyor: "DSP seçimlere her yerde kendi adaylarıyla girecektir!" Bu söz 31 Mart yerel seçimlerinde tamamen unutularak DSP seçimlere birçok yerde başka partilerden (özellikle CHP'den) aday gösterilmeyen toplama adaylarla katılmış, birçok yerde kazanamayacağını bile bile (Keşan'da Silivri'de ve İstanbul'da açıkça görüldüğü gibi) AKP'nin ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramayan bir tutumla aday göstererek sol oyların bölünmesine yol açmıştır.  Kazanılan üç beş belediye başkanlığı ve alınan oyların büyük bir yüzdesi başka partilerden gelen adaylardan kaynaklıdır.

            Son olarak 23 Haziran sürecinde DSP Genel Başkanı’nın sarf ettiği talihsiz ifadeler ve seçim günü İstanbul'da bulunup oy kullanmak yerine Ankara'da bulunuşunu demokratik solculara ve kamuoyuna açıklayışında kullandığı sözler Önder Asakal’ın PM’nin kararlarını çarpıtarak ihlal ettiğini net olarak ortaya koyan sözler olmuştur.

            Böylelikle, Önder Aksakal cumhuriyet ve demokrasi güçlerinin oluşturduğu cepheye açık açık karşı çıkmış, AKP'nin İstanbul'dan yıkışılışını görmek isteyen milyonlarca insanın duygularıyla ters düşmüştür. Bu tutumuyla Önder Aksakal sol’dan kesin ve nihai olarak ayrı düşmüştür.

            Milyonlarca insanla duygu ve düşüncede ayrı düşen ama bundan daha vahim olarak genel başkanı olduğu partinin en üst organı olan PM’nin kararlarını tanımayan birine bu yaptığının hesabını sormak artık PM’nin ve Merkez Disiplin Kurulu’nun üzerine düşen bir görevdir.Bu görev acil ve ertelenemez bir görevdir ve diğer bütün görev ve sorumluluklara kıyasla daha önceliklidir.

            Defalarca uyarmış olmamıza, DSP'nin kendi özünden uzaklaştırıldığını ve partiye bu tutum ve davranışlar nedeniyle adeta ihanet edildiğini belirtmemize rağmen Genel Başkanın bu keyfi tutumuna  karşı PM’den ve Parti Merkez Yönetiminden cevap anlamında  bir işaret görememiştik.

            Ancak son 6 ayda gelişen olaylar silsilesinde parti içi tek adamlığa karşı olan ve bunu partideki görevlerinden istifa ederek gösteren birçok yönetici olduğunu gördük. Önder Aksakal ve destekçileri bu işaretleri ciddiye alıp ders çıkartmak yerine düne kadar yücelttiği bu insanların saygınlıklarına ve kişiliklerine fütursuz saldırılarda bulunuyorlar.

Partinin programına, tüzüğüne , yerleşik teamüllerine, kurucu genel başkanına ve  lideri Bülent Ecevit'e ve herşeyden önemlisi Demokratik Sol anlayışa ters yönde  tutum ve davranış içinde olan Genel Başkan’a karşı sadece sessiz tepki koymak,  istifa etmek, bireysel olarak açıklama yapmak, parti iç hukukunu işletmemek şeklinde tezahür eden bütün bu davranışları maalesef KAÇAK GÜREŞMEK olarak niteliyoruz.

            Şimdi şu soruyu sormaktan kendimizi alıkoyamıyoruz: ”Bugün parti içindeki diktatöre baş kaldırmayan, yanlışlara karşı mücadele etmeyen, direnmeyenler olarak yarın nasıl olacakta ülkedeki diktatörü geldiği yere göndereceğiz?

            Demokratik sol parti bu ülkede umut ve halkçı olarak anılan Karaoğlan’ın kurduğu devrimci bir partidir.  Parti üyelerinin ve parti yönetiminin sırtındaki kamburdan kurtulabilmesi için kendi doğal lideri Bülent Ecevit'in çıkış ve tavırlarını   ve kendi tarihlerini bilmeleri yeterlidir.

            İşte bu nedenle susmak, “politik” davranmak ve kaçak güreşmek gerçek demokratik solculara ve Ecevitçilere asla yakışmaz.

            Demokratik Sol Partililer partilerini halkçı, emekçi, özgürlük ve bağımsızlık taraflı özlerine çevirmek için bir an evvel kolları sıvamalı ve işe koyulmalıdır.

Ülkemizin, bugün partimizin kuruluşta açıkladığı programatik hedeflerine odaklanmış kendi fabrika ayarlarına geri dönmüş bir DSP'ye her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.

            Elbirliği ile şu anda komada olan partimizi hayata döndürelim.

Demokratik Solcular işbaşına  partimize sahip çıkalım.

Ayşe Hazal Beytaş

DSP Genel Başkan Adayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: Demokratik, Solculara, Çağrı,, Kaçak, Güreşi, Bırak, Partine, Sahip, , Çık, !,
Yorumlar
Haber Yazılımı istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort escort istanbul istanbul escort