Haber Detayı
12 Temmuz 2018 - Perşembe 16:56
 
Dikme Köyü Halk Kültürü, Gelenek Ve Görenekler…
Gazeteci yazar Songül DÜNDAR Yazdı; Kars Merkez Dikme Köyü; Malakanlar tarafından 1879 yılında temeli atılıp kurulmuştur. İlk kurulduğunda, “Yeni Mikhailkent” anlamına gelen “Novo Mikhailovka” adı verilmiştir. 1921 yılından sonra Dikme köyü adını almıştır.
Kültür-Sanat Haberi
Dikme Köyü Halk Kültürü, Gelenek Ve Görenekler…

 

             Gazeteci yazar Songül DÜNDAR Yazdı;  Kars Merkez Dikme Köyü; Malakanlar tarafından 1879 yılında temeli atılıp kurulmuştur. İlk kurulduğunda, “Yeni Mikhailkent” anlamına gelen “Novo Mikhailovka” adı verilmiştir. 1921 yılından sonra Dikme köyü adını almıştır. 

                Dikme köyü halkı çoğunlukla; Kafkasya Borçalı’dan, Karabağ’dan ve Azerbaycan topraklarından gelen Karapapak/Terekeme olup, halk çok köklü ve kadim bir kültüre sahiptir. Bu kültürleri aşağıdaki gibi sınıflandırmak, sıralamak ve tasnif etmek mümkündür. 

  1. Halk Kültürü:
  1. Giyim kuşam kültürü: Erkekler başlarına kasket örter, mintan gömlek giyer, normal pantolon, ceket ve kışın sırtlarına palto giyerler. Genç delikanlıların başları açık, saçları kısa, sakalsız, modayı takip eden şık giyimlidirler. Kadınlar: başlarına kâlağey adı verilen uzunca başörtü örterler, bu başörtü üzerine başlarını çember halinde çevreleyecek şekilde bir tülbentle çeki adı verilen formda bağlarlar. Entari ve üzerine yelek veya cepken giyerler. Genç kızlar ise; başlarına leçek adı verilen tülbent örterler.   
  2. Yemek kültürü: Dikme köyünün özgün bir yemekleri; hangel, haşıl, döyğa, Bozbaş, kişmişli aş, evelikli isti, kete, kömbe, yel apardı, mürebbe, hoşaf, goyurğa, goyut…
  3. Peynir kültürü: Dikme köyünde yapılan peynir türleri; Tuzsuyu peyniri (Salamura), kaşar peyniri, gravyer peyniri, motal peyniri, teleme peyniri, şor peyniri, çeçil…
  4. Halk oyunları kültürü: Dikme köyünde oynanan halkoyunlar; Terekeme, hoş gelişler, dimme, sarı seyran, garabet, temirağa, töyux barı…
  5. Seyirlik oyunları: Dikme köyünde halen geleneksel seyirlik oyunlar oynanmaktadır. Bunlar; çelik çubuk, beş taş(gılıkka), aşık, eneke, saklambaç, körebe, mendil saklama, uzun eşşek, yumurta saklama, bezirgan başı, birdir bir, yakan top, tepik… 
  6. Örf ve adetler: Bunlar; Selamlaşma, hal hatır sorma, kız isteme, düğün töreni, şah kaldırma, bey gezme, misafir ağırlama, cenaze töreni, bayram kutlama, asker uğurlama, hac uğurlama ve karşılama, Nevruz kutlama, İlin ayın axrı,Hıdırellez…
  7. Halk ozanlığı, şairlik ve yazarlık kültürü: Dikme köyünün uluslararası ve kamuoyunun iyi tanıdığı halk ozanları; Âşık Selahattin Dündar ve Âşık Mürsel Sinan Uğursu’dur.

Köyümüzün şairleri; Hakkı Kösali, Kenan Elyıldırım, Yakup Ergüner… Dikme köyünün gazeteci yazarları; Bilal Dündar, Songül Dündar, Hürtürk Ergüner, gazet Yavuz Öztürkler, Selahattin Dündar, eğitimci yazar Özyaşar Elyıldırım, gazeteci Hakan Elyıldırım, gazeteci Beyler Atalayın…

  1. Sanat ve zanaat kültürü: Dikme köyünün sanatçıları; Saz sanatçısı Muğdet Aydınyer, folklorcü Veli Uğursu, kameraman Aytekin Polatel, televizyon programcısı Himmet Polatel, tiyatrocu Kubilay Pembeklioğlu,şair, tiyatrocu, Muhammed Elyıldırım şair…

Zanaat ustaları; Demirci Nebi Gümüş, Demirci Hamza Uluhanlı, Tenekeci Rıza Dündar, Tenekeci Adil Uluhanlı, Marangoz Ahmet Atalayın, Duvarcı İman Polatel, Duvarcı Ömer Elyıldırım, Marangoz Nesip Kösali…

  1. Üretim kültürü: Dikme köyünün halkı kendine yetecek kadar bir üretim yaparlar. Elbet ki; ticari amaçlı üretim yapanlar da vardır. Bu anlamda Dikme köyünün peynir üretimi kültürüne öteden beri katkı koyan isimleri şöyle sıralamak mümkündür: Usta Abdullah Ergüner, Şişko Himmet Yılmazel, Paşa Elyıldırım, Fikri Polatel, Ali Dündar, Hamza Dündar, Semet Ergüner, Nihat Uğurluel, Halit Gelmen, Yüksel Atalayın, Bigihan Öztürk, Selçuk Kazımoğlu… Dikme köyünün bal üretimine ötedenberi katkı koyan köy halkı Paşa Öztürkler, İsmet Atalayın, Hüseyin Öztürkler, Nebi Dündar, Mehmet Gelmen, Özkan Yörük, Muzaffer Güngören, İlhan Dündar, Necdet Aydınyer, Cengiz Atalayın…
  2.  

                           Dikme Köyü halkının tamamı Terekeme/Karapapak olduğu için kullanılan dil öz Türkçedir ve Terekeme şivesidir yani özgün Azerbaycan Türkçesidir.

  1. Okuma kültürü: Dikme köyünde okul çağına gelmeyen çocuklar hariç okuma-yazma bilmeyen yoktur. Köyümüzde kız çocuklarının okumasına oldukça önem verilmektedir. 1926 doğumlu olan rahmetli Esmer Elyıldırım köyümün okulunda okuyan üç kızdan biri olan ilk kız öğrencidir. Tabi ki bu bir örnektir.

                  Dikme köyünden yetişen çok sayıda mühendis, öğretmen, hâkim, profesör, avukat, doktor, ebe, hemşire, polis, bulunmaktadır. İki dönem milletvekilliği ve grup başkan vekilliği yapmış olan saygıdeğer büyüğümüz sayın Yasin Bozkurt ile yine saygı değer büyüğümüz sayın Tbp. Tuğ General Prof. Dr. Ahmet Dündar ve sayın Tuğ General İhsan Başbozkurt ismini zikretmek gerekir.  

  1. Yaşayan Nasrettin Hoca Kültürü: Türk Halk Kültürü için çok önemli olan güldürü sanatı, Dikme köyünde olanca dinamizmi ile yaşamaktadır. Sayıları epeycedir. Hacı Kara Nasip, Demirci Nebi usta, Memet Ağa Dikme köyünün nüktedan kişilerinden sadece bir kaçıdır. Dikme köyünün en ünlü güldürü ustası ise, benim de kendi adıyla kitabını yazdığım “Şoför Aga”dır. Kitabımın adı: Şoför Aga (Güldürü ustası- Halk hikâyecisi) Şoför Aga’nın bir öyküsü ile sizleri baş başa bırakıyorum.

DAYININ AYAKKABILARINI DÜZELT

            Şoför Aga bir gün Ankara’dan, köydeki ablası Niyar’ı ziyaret etmek için gitti. Ütülü lacivert takım elbiselerini giymiş, yakası kolalı beyaz gömlek üstüne kravatını takmıştı. Her zamanki şık giyimiyle ablasının kapısına geldi. Mevsim tam harman zamanıydı. Harmanın da öküzlerin veya atların koşulduğu dövenle, ha babam de babam dövüldüğü zamanlardır.

    Gökyüzünü bulutlar kaplamıştı. Ha yağdı, ha yağacak… Herkesin elinde yaba tırmık, ıslanmasın diye harman toplama telaşındaydı. Bu telaşa rağmen ablası Niyar, harman yerinden kardeşi şoför Aga’nın geldiğini görünce, elindeki yabayı bırakıp yıllardır görmediği Şoför Aga’nın yanına geldi. Boynuna sarıldı ve içeri buyur etti. Şoför Aga, sivri burun rugan ayakkabılarını çıkarıp içeri geçti. Cebindeki bir kağıda sarılı limonu ablasına verdikten sonra ,abla- kardeş hal hatır sorup hasret giderdiler.Ama bu arada gök gürültüsü, şimşek sesleri ve kara bulutların kapladığı hava nedeniyle ablasının bir gözü harman taraftaydı.Mal canın yongası…Aklı fikri harmanda,çoluk çocuğunun kışlık rızkındaydı.Hal hatır faslı bittikten sonra,Niyar,Şoför Aga’nın yanından harmana gitmenin bir yolunu düşünmeye çalışırken,Şoför Aga sohbeti iyice koyulaştırdı.Aşık İslam’dan laf açtı.

             Âşık İslam, Kars’ın Kümbetli(Ladikars) köyünden çok güçlü halk ozanıdır. İyi saz çalar ve iyi söyler. Şoför Aga’ amcasının torunu olduğu için, deyişlerini veya ondan aldığı şiirleri cebinde taşır ve gittiği yerlerde fırsat bukdukça çıkarıp okurdu. Ablasının harman telaşına aldırmadan, âşık İslam’dan aldığı ve cebinden çıkardığı Terekemelerle ilgili şiirin, önce hikâyesini anlattı ve sonra da şiiri okumaya başladı. Ablası içinden,”Allah’ım bana sabır ver,” diyerek dinlemek zorunda kaldı.

 Ablasının gerginliğine rağmen Şoför Aga’nın bıyık altından gülümseyerek hikâyesini anlattığı şiir, iyice yaşlanmış olan seksen beş yaşlarındaki bir Terekeme şairinin, Lelesinin mezarı başında ve Lelesine hitaben kendi halini anlattığı bir şiirdir. Şoför Aga, kendine has ve insanı rahatlatan ses tonuyla, “AY LELE” adlı şiiri okumaya başladı.

 Yıllardır hasret olduğu Şoför Aga’nın okuduğu Terekeme şiiri ablası Niyar’ı güldürmüştü. Zamanı olsa üç gün, üç gece dinlerdi. Ama harman yağışın altında kalacak, diye diken üstündeydi. Bir an önce kalksın diye Şoför Aga’nın gözünün içine bakıyordu. Ama Şoför Aga hiç oralı değildi. Şiiri okuduğunda, ablasının hafif gülümsemesinden de yüz bularak. Yemek yapmasını istedi.

  Ve şöyle dedi:

            “A Niyar bajı çok acıkmışam. Bir beçe(piliç) varsa uşaklar kessin gızart. Yanına da bir samavar çay yap. Limonu da kes… Bir limonu çay içeh.”

Ablası Niyar kalkıp harmana yardım edeceği yerde kardeşinin bu pişkinliğine çok içerlemiş, ama gurbet özlemiyle yeni gördüğü Şoför Aga’nın kalbini de kırmak istememişti. Kafasında kurtarmanın da bir yolunu düşünüyordu. Artık çeresi yok. Kestirip attı. Yanlarında bulunan oğluna seslenip:

 “Ay oğul, dayının ayakkabılarını düzelt,” dedi.

  Anasının talimatı ile oğlu, dayısının ayakkabılarını düzeltti. Ayakkabıları düzeltilen Şoför Aga, gülümseyerek kalkıp ayakkabılarını giyip çıktı. Şoför Aga’yı kibarca uğurlayan ablası hemen harmana koştu.

            Şoför Aga, başından geçen bu olayı kendini aşmış kişiliği ile ve kendisiyle dalga geçerek bulunduğu her mecliste insanların hoşca vakit geçirmesi amacıyla anlatırdı. Bir de uyarıda bulunurdu.”Pişkin davranışın sonu budur. Kimsenin işini engellememek gerekir. İstenmediğiniz yerde durmayın. İstenmediğiniz makamda oturmayın,” diyerek öğüt verirdi.

O gün bu gündür, biri kibarca gönderilmek istendiğinde veya kalkılması gereken bir ortam olduğunda,”Dayının ayakkabılarını düzelt” deyimi şifreli bir şekilde kullanılmaktadır.

 Terekeme kültürüne yerleşmiş olan Şoför Aga’nın bu olayından sonra, istenmeyen kimselere “dayının ayakkabılarını düzelt” demek, kibarca “Artık git,” demektir.

             4-Dikme Köyünde Söylenen Anonim Türküler: Kağızman’a Ismarladım Nar Gele, Iğdır’ın Al Alması, Üç Beyaz Güvercin Olsam, Candarma…

5-Dikme Köyünde üretilmiş türküler: Âşık Selahattin Dündar’ın; Terekme Kızı, Bibi Kızı, Anam, Meni de Apar Ay kişi, Âşık Mürsel Sinan’ın Ay Köyüm, Men Köyümden Göçer miydim, Ana Meni Yaz Ağla ve Songül Dündar’ın Ana Yüreği türküleri yer almaktadır.

Sagılarımla…

Songül DÜNDAR

 

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Dikme, Köyü, Halk, Kültürü,, Gelenek, Ve, Görenekler…,
Yorumlar
Haber Yazılımı istanbul escort bayan escort