Haber Detayı
11 Kasım 2016 - Cuma 15:08
 
KAİ TANITILDI MI?
Yıllar varki dernekçiliğin, cemiyetçiliğin, sivil kitle örgütü temsilciliğinin ne olduğunu, nasıl işlemesi gerektiğini, cemiyetlerin hitap ettiği topluma neler kazandırabileceğini gerek yazarak gerekse sözlü olarak anlatmaya çalışıyoruz. Bu yüzden çokça eleştiri aldığımız da olmuştur.
Kai-vakfı-Der. Haberi
KAİ TANITILDI MI?

Yıllar varki dernekçiliğin, cemiyetçiliğin, sivil kitle örgütü temsilciliğinin ne olduğunu, nasıl işlemesi gerektiğini, cemiyetlerin hitap ettiği topluma neler kazandırabileceğini gerek yazarak gerekse sözlü olarak anlatmaya çalışıyoruz. Bu yüzden çokça eleştiri aldığımız da olmuştur.

Bize yöneltilen eleştiriler genel hatlarıyla; “Neden derneklerin yönetimlerine girmiyorsunuz da kolaycılığı seçerek dışarıdan her şeyi eleştiriyorsunuz ” tepkisinden öteye gitmiyor. Bize yöneltilen eleştiriye bir kere daha yanıt vermekte gerekirse, bizler yönetimlere talip olduğumuzda yada yönetim kurullarında görev almaya çalıştığımızda, dernekçiliği meslek haline getirmiş ve yöneticilikleri sırasında tek bir somut proje dahi üretememiş, toplumu adına gurur kaynağı olamamış kişilikler, bizlerin kendi kirli ilişkilerinin kabullenicisi ve destekleyicisi olmayacağımızı bildikleri için engeller ve hakkımızda sürekli iftiralar, ithamlar uydurarak uzaklaşmamızı sağlarlar.

 Bizi cemiyetçilikten uzak tutmaya çalışan tiplere: “Proje nedir? Nasıl hazırlanır ve uygulanır?” Diye sorarsanız sorunuza yanıt alamazsınız çünkü bu tip cemiyetçiler sorunuza cevap vermeleri için gerekli birikim, donanım ve yeteneğe sahip değildirler. Ancak, iş söze gelince bol keseden atan, herşeyi çok iyi bilen, fakat buna rağmen pratikte hiçbir varlıkları olmayan cemiyet ve kurum temsilcileri günümüzde cemiyetçiliği ‘tabela dernekçiliğinin’ dışına çıkaramadıkları gibi toplumuzu yanlış yerlere kanalize ederek oradan oraya sürüklemişlerdir. Hep söylerim; Adını taşıdıkları İl, İlçe, Belde ve Köyleri bütün renkleri ile farklılıklarıyla hatta ve hatta bırakın farklılıkları aynı sülaleden insanları bile yan yana getiremeyen bu dernekler bizleri nasıl temsil edebilir veya tanıtabilir? Sosyal sorumluluk sahibi olmadıkları gibi egoları tavan yapmış bir güruh önceki hafta İstanbul’da KAI Tanıtım Günleri adı altında bir etkinlik organize etti. Sözde etkinliğin gayesi hem coğrafyamızın tanıtımını yapmak hemde farklı yapıları ortak gaye etrafında toplamaktı.

Hepsi olmazsa da birçoğunun, birilerinin güdümünde kurulmuş köy derneklerinin ve bir zümrenin hem ticari, hemde siyasi çıkarlarının jandarmalığı için kurulan federasyonların, il derneklerinin birlikte hareket ederek düzenledikleri etkinlik için sadece kendilerine yakın olan, kendileriyle benzeşen, kendileri gibi düşünen kesimleri çağırarak aldıkları kararlarla hareket ettiler. Tek tip bir düşünce etrafında toplanılarak düzenledikleri bu organizasyonda, toplumun hangi kesimi hangi kritere göre ve nasıl memnun olduklarını çözümleyeme den, adeta uluslararası bir başarı sağlanmışçasına sağda solda böbürlenmeleri de başka bir tartışma ve ahlak meselesidir. Potansiyel olarak muhalefet oldukları söylenen kişilerin (başta ben) bu organizasyonun yapıldığı alana giderek gerçektende burada kimler tanıtılıyor? Ne yapılmaya çalışılıyor? Sorularının cevabını net bir şekilde gördük.

KAI adına düzenlenen tanıtım günlerinde, KAI’nın olmadığını herkes bilmelidir, eksiklerini kapatmak için sergiledikleri ufak tefek şirinlikleri de faaliyet yada yöreye katkı olarak sunmaları da toplumun aklıyla dalga geçmekten başka bir şey değildir. Etkinlik alanında, orada olmalarını istediğimiz, beklediğimiz bir çok esnaf, akademisyen, yazar ve sanatçının orada olmadığını, etkinlik kapsamında KAI’nin ürünlerinin tanıtılamadığını, KAI’lı aydınların eserlerinin stantlarda olmadığını görünce hemen kendilerini aradık ve neden olmadıklarını sorduk, aldığımız cevap aslında bizimde çok ta şaşırmadığımız türdendi, kendilerinin davet edilmediğini ve dolayısıyla da ürünlerinin, kitaplarının ve eserlerinin dünyaca bilinmesine rağmen kendi dernekleri tarafından önemsenmediğini duyduk, öğrendik…

Etkinliğin en önemli eksikliğine gelince! Biz organizasyonu yapan arkadaşların potansiyellerini bildiğimiz için, nasıl bir reaksiyon göstereceklerini öngördüğümüz için çocuklarımızı etkinlik alanına götürmedik. İyiki de götürmemişiz. Çünkü biz çocuklarımıza, Ardahan balı, Göle’nin kaşar peyniri, Çıldır çeçil peyniri, Sarıkamış tereyağı, Arpaçay gravyer peyniri, Ardahan kazı vs. lezzetlerden övgüyle bahsederken çocuklarımızın yukarıda saydığım yöresel ürünler yerine standlarda mesela pişmaniye, pekmez, ceviz, kadayıf, incik boncuk vs ürünleri görmeleri bir anda çocuklarımızın bize ve yöremize bakış açısını değiştireck, çocuklarımıza yanlış bilgi aksettirmek olacaktık.

Mesela çocuklar pişmaniyenin Tuzluca’da cezeryenin Hanak’ta üretildiğini düşünecekti. Hadi bizim çocuklar o rezaleti görmedikleri için şanslılar. Peki bizim gibi tebirli davranmayarak çocuklarını KAI tanıtım günlerine götüren KAI’lı ailelerin çocuklarının yaşadığı travmayı nasıl atlatacaklar?

 KAI Dernekleri bölgeye yönelik çeşitli konularda eylemlilik kararı alsa, bölgenin haklarını savunsa, tanıtım günlerinde yer verilen ve ekonomik kazanç sağlanan esnafın % 90’ı ne katılır nede taraf olur.

Çünkü adamlar ticaretine bakıyor, onların derdi yörenin ve yörenin zenginliklerinin tanıtımı değildi. Bir Ardahanlı olarak Ardahan Kültür evi başta olmak üzere bu işin başından beri içerisinde yer alan Ardahan ismini taşıyan Derneklerin yaptıkları stand ve sunumu bir hatırlamalarını ve düşünmelerini isterim.

Birçok Dernek ve Federasyonu olan Ardahan’ın bir stand da birkaç kitap, yıllar önce hazırlanmış ve devamı olmayan dergi, çorap ve çetikle yer alması, farklılıklarını, renklerini göstermekten kaçınması düşündürücüdür.

Eğer Ardahan İlçe ve Köy Derneklerinin yöneticileri sadece siyasi çıkar amaçlı düzenlendiği açıkça ortada olan bir etkinlikten rahatsızlık duymuyorsa kendilerini bu kadar kolay şekilde kullandırabiliyorsa çok yazık. Ardahan’ın İlçe Derneklerinden hiç katılmayan yada aktif olarak yer almayan veya mecburen orada bulunan dernekleri de isim isim saymaya gerek yok. Son olarak şunu belirtmekte fayda var; Eğer Ardahan bu şekilde tanıtılacaksa veya siyasi manevralar için kullanılacaksa bu şirinlik olsun diye yapılmamalı yada siyaseten figuran olmak için değil siyasete hükmeden taraf olmak için yapılmalı. Kendi insanının hassasiyetlerini, Kültürel zenginliklerini yansıtma cesaretini gösteremeyen siyaset tüccarlarını her ortamda teşhir etmek gerekir. Bakın ismini dahi söylemek istemediğim gereksiz Federasyonun (onlar ve siz kim olduklarını bilirsiniz baş harfi G) ve Ardahan Derneklerinin bir an önce zaman kaybetmeden Kongre kararı almaları ve bu kongrelerde belirlenecek başkan ve yöneticilerin belirlenebilmesi adına da bir çalıştayın veya komitenin derhal oluşturulması gerektiği kanaatindeyim.

Derneklerimizi kongre sürecine hazırlayacak çalıştay yada komitede yer alabilecek isimler konusunda bir çok öneri sunabiliriz. Gerçek anlamda Yöremize ve yöre insanına hizmet etmek, insanların, sevgi, barış ve hoşgörü içerisinde tüm farklılıklarıyla bir arada yaşamalarına katkı sunmak isteniyorsa herkes kendini gözden geçirmeli, çevresine kulak vermelidir.

Sinan ŞİMŞEK 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Yıllar, varki, dernekçiliğin, cemiyetçiliğin, sivil, kitle, örgütü, temsilciliği
Yorumlar
Haber Yazılımı Başlığım sayfa içeriği