Yazı Detayı
10 Mart 2019 - Pazar 14:00
 
DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE KADIN!
Songül Dündar
dundar_songul@hotmail.com www.songuldundar.com
 
 

"Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kaşı gözüdür. Kadını asıl güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakârlığı, karşılık beklemeden verdiği emeği, sınırsız sorumluluğu, toplumsal duyarlığı, barışçıl olması, engin anlayışı, sadakati, kalbini de katarak kullandığı aklı ve ana olma özelliğidir.”

Bu sözler; "Savaşların Kadını" romanımda inancım olan düşüncelerimdir. Kadın bu sözlerin çok daha fazlasına lâyıktır. Kadına lâyık olduğu bu hakkı veren ilk ve tek lider; büyük insan Atatürk’tür.

ATATÜRK, Cumhuriyet'in ilanından yaklaşık 9 yıl önce, yani 1914 yılında, kadınlar ve kadın hakları ile ilgili şöyle demiştir. "Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının nedeni; kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek: faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçli demektir."

Tevfik Fikret’in herkesçe bilinen bir sözü: “Elbet sefil olursa kadın alçalır beşer… ”

Kadın, en başta ailenin koruyucusudur. Her ne kadar "aile reisi" misyonu erkeğe verilmiş gibi algılansada... Çocuklarının karşılaştığı en küçük tehdidi fark ederek uzaklaştırmak, onları oluşabilecek tehlikelere karşı hazırlamak ve ailesinin çevresine bir savunma kalkanı oluşturma, aile bütünlüğünü koruma, kadının sorumluluğu olarak görülmektedir. Aile bütünlüğünü korumak adına dünyanın her yerinde kadınlar bir şekilde omuzlarına aldıkları ağır yüklerle boğuşmaktadır.

    Bugünün analarının, gerekli vasıfları taşıyan iyi evlat yetiştirebilmeleri; kendilerinin de yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, en az erkeklerimiz kadar aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Bunun içidir ki; okumak, düşünmek, fikirleriyle var olmak günümüz kadınlarının görevi olmalıdır.

Atatürk’ün dediği gibi;

“Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.”

Kadınlarımızın kendi kaderi ile beraber ülke kaderinde ve toplum kaderinde söz sahibi olabilmelerinin yolu, iyi bir eğitim almak, siyaset uygulamak ve örgütlü bir toplum olmaktan geçer.

Gelelim 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün hazin öyküsüne;

ABD’nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar 1800’lü yılların ortalarından itibaren daha iyi çalışma koşulları için, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermekteydiler. Ama yıllar boyu verdikleri mücadeleye karşın çok fazla bir hak elde edemediler. En sonunda 8 Mart 1908 günü haklarını alabilmek için son çare olarak greve gittiler. Ancak, patronlar bu greve zalim bir şekilde müdahale ettiler. Greve giden kadınlar, fabrika binasına kilitlendiler. Patronlar bu yolla grevin başka fabrikalara sıçramasına engel olmayı planlamışlardı. Ancak; beklenmedik bir şey olur ve fabrika yanmaya başlar. Ne yazık ki; yangından fabrikada bulunan kadın işçilerden çok azı kurtulmayı başarır. Yanan fabrikadan kaçmayı ve fabrikanın çevresine kurulan barikatları aşmayı başaramayan 129 kadın işçi yanarak ölür.

Bu kadınların canları ile ödedikleri bedel karşısında, aynı yıl diğer endüstri kollarındaki kadınlar da mücadeleye devam ederler. Yürüttükleri mücadelenin temelinde seçme ve seçilme hakkı, günlük çalışma saatleri ile koşullarının ve ücretlerinin yeniden düzenlenmesi gibi konular bulunmaktadır.

Bu doğrultudaki “Kadınlar Günü” fikri ilk kez, 26-27 Ağustos 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist kadınlar konferansında ortaya atıldı ve her yıl ilkbaharda kutlanması kabul edildi. İlk kez 1912 yılında İsveç’te kutlanmaya başlandı. 8 Mart kadınlar günü olarak kabulü 1921 yılında Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası kadınlar konferansında kabul edilmiştir. Nihayet, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 yılında 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını, oy birliği ile kabul etmiştir.

Türkiye’de ilk defa 1921 yılında “Emekçi Kadınlar” günü olarak kutlanmaya başlanmış ve 8 Mart 1975 yılından itibaren yaygın olarak sokağa taşınmıştır. 1977 yılından beri de “Dünya Kadınlar Günü” çerçevesinde etkinlikler yapılmaktadır.

8 Mart dünya kadınlar günü; yanan kadınların can verme amacına uygun olarak ve ilk başlarda olduğu gibi eşitlik için, bağımsızlık için, politik haksızlıkların ortadan kalkması için, daha iyi yaşama ve çalışma koşulları elde edebilmek için değerlendirilmelidir.

 

8 Mart gerçekten kadının yandığı gündür.

 8 Mart kadınların bedel ödediği gündür.

Kadın o ateşle hala yanmaya devam etmektedir. Kadının düştüğü ateş asla sönmüyor.

Canına düşen ateş bir türlü bitmiyor, yüreğine düşen ateş bir türlü dinmiyor. Dünya kadınları, ödediği bedelin karşılığını almalıdır.

Türk kadını hak ettiği yerde olmalıdır.

“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği yerde olmak istiyoruz. Çünkü: Yine Kemal Atatürk’ün dediği gibi;

  Dünyada hiçbir millet kadını, “Ben Anadolu kadınından fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim” diyemez!

Ateşlerde yanmadan, şiddete maruz kalmadan, sefil olmadan, hor görülmeden, hak ettiğimiz yerde olmak istiyoruz. Emeğimizle, alın terimizle, beyin gücümüzle…

Hem cinslerimin “Dünya Kadınlar Günü ”nü kutluyor, kadının güzel kokusunun hissedildiği bir dünya ve kadın eliyle nakış nakış işlenmiş bir Türkiye diliyorum.

dundar_songul@hotmail.com

www.songuldundar.com

 
Etiketler: DÜNYA, KADINLAR, GÜNÜNDE, KADIN!,
Yorumlar
Haber Yazılımı istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort escort istanbul istanbul escort