Yazı Detayı
17 Ağustos 2017 - Perşembe 11:50 Bu yazı 217 kez okundu
 
EKONOMİDE KIRMIZI ALARM
SMMM Deniz Aydemir
siyasalbirikim37@gmail.com
 
 

 

                Büyük mükellefler vergi dairesinin verilerine göre 2016/2017 ocak/şubat dönemlerinde Kurumlar vergisi tahsilat oranı bir önceki yıla göre net yüzde 25 azalmış. Yani geçen yıla göre her 4 liranın birini tahsil edememişiz. Üstelik bu oranlama yapılırken yüzde 10 civarında gerçekleşen enflasyon farkı da dikkate alınmamış. Enflasyon farkını da eklediğinizde oranın daha da yüksek olduğu görülecektir. Referandum öncesi Kredi Garanti Fonu ve Kosgeb kredileriyle biraz kıpırdanan sanayi üretiminin son açıklanan Mayıs verilerinde aylık bazda yüzde 1.5 azaldığını görüyoruz.

                Sanayi üretimindeki düşüş kendini işsizlik oranında belli ediyor. Temmuz ayında 330 bin kişinin işsiz kaldığı İşkur verilerine yansıdı. Toplam işsiz sayısı ise 3.225 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise yüzde 10.2 ile 6,9 olan OECD ortalamasının çok üstünde seyretmeye devam ediyor.

                Ülkemizde istihdamın sektörler arasındaki dağılımı ise şöyle; İstihdam edilenlerin yüzde 19,6’sı tarım, yüzde 18,9’u sanayi, yüzde 7,5’i inşaat, yüzde 54’ü ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,3 puan, sanayi sektörünün payı 0,4 puan, inşaat sektörünün payı 0,2 puan azalırken, hizmet sektörünün payı 0,9 puan arttı. Ekonominin lokomotifi sanılan inşaat sektörünün toplam istihdam içindeki payının sadece yüzde 7.5 olduğu görülüyor. Hizmetler sektöründeki istihdam oranı ile de OECD ülkeleri arasında liderlik bizde.

                Sanayinin toplam istihdam oranının yüzde 18.9 olması üretimde çok gerilerde kaldığımızın en bariz göstergelerinden biri. Buna bağlı olarak İthalatın İhracata oranı günden güne artmaya devam ediyor. Temmuz ayı verilerine göre Cari açık bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 68 artarak 5.6 milyar dolar oldu. Politik belirsizlik, güvenlik kaygısı, bitmek bilmeyen OHAL ile birlikte yıllık bazda cari açığın nereye varacağını tahmin etmek güç.

                Gelgelelim üretmeyen toplumun paylaşım durumuna; OECD rakamlarına göre gelir dağılımındaki en adaletsiz ilk üç ülkeden biriyiz.  Türkiye, yüzde 28.5 yoksulluk oranıyla 34 OECD ülkesini ‘geride bıraktı.’Türkiye’de en yoksul yüzde 10’un gelirden aldığı pay sadece yüzde 2.1. En zengin yüzde 10’un gelirden aldığı pay tam yüzde 31.7. Gençlerin yoksulluk oranında ise OECD ülkeleri arasında açık ara liderlik yine bize ait. Yüzde 20.4 olan OECD ülkeleri gençlerin yoksulluk oranının tam 8 puan üstünde. (Gençlerin suça karışma oranının da yukarıdaki analizde yer alan rakamlarla doğrudan ilgili olduğunu unutmamak lazım.)

                Açıklanan 2017 Kurumlar Vergisi tablosunda da ilk onda dışarıdan aldığı doğalgazı fahiş fiyata vatandaşa satan Botaş dışında yalnızca bankacılık sektörü var. Tek bir üretici kurumun ilk ona giremediği tablonun 2 den 9 a kadar olan kısmında bankalar yer aldı. 10 sırayı da bir kamu kurumu olan Elektrik Dağıtım A.Ş. aldı.  

                Yukarı da biraz da teknik verilerle açıklamaya çalıştığımız ekonomik tablo, artık kaynağı belirsiz sıcak para, inşaat ve rantiye/şantiye mantığıyla sürdürülebilecek bir tablo değildir. Dış politika da komşularıyla barışık bir ülke yaratmak, OHAL’den derhal vazgeçmek, toplumun tamamına hukuki güvenlik sağlamak, yapısal reformlar ile üretime yönelmek, behemehâl yapılası gereken işlerdir. Artık Türkiye’nin kaybedecek zamanı kalmamıştır.

                Hizmetler ve turizm sektöründe standartlar yükseltilmeli, sanayi sektöründe katma değeri yüksek ileri teknoloji ürünlerin üretilmeli, otomasyon 4.0 ile başlayan yeni çağa ayak uyduracak teknoloji yatırımları yapılmalıdır. Tarımda dışa bağımlılığın ortadan kaldırılması için köyleri kentlileştirmek yerine modernleştirmek, planlı üretime yöneltmek, kooperatif türü örgütlenmeler ile köylünün ürününü aracılar olmadan pazara sunacak ya da doğrudan yerinde işleyecek tesisleri kurmak gerekmektedir.

                Türkiye mevcut anlayışla yönetilmeye devam edemez. Bu anlayış devam ederse bunun faturasını yalnızca biz değil çocuklarımız hatta torunlarımız bile ödemek zorunda kalabilir.

 

SMMM DENİZ AYDEMİR

 
Etiketler: EKONOMİDE, KIRMIZI, ALARM,
Yorumlar
Haber Yazılımı Başlığım sayfa içeriği