Yazı Detayı
03 Ocak 2018 - Çarşamba 11:12
 
Sen, Sıla’nın Resmini Yapabilir Misin Hemşerim !....
İSMAİL TEKİN - ARKA PLAN
damla _kirtasiye@hotmail.com
 
 

Elli beş yıl önce altmış iki yılının yaz aylarından birinde 4 gün 3 gece kara tren Kars dan İstanbul’a bizi götürürken çocukluğumun heyecanıyla dolu duygularımla köyümü ( TAHTAKIRAN ) ,ilçemi , Kars ilimi özlüyorum.

Elli beş  yıl önce altmış iki  yılının yaz aylarından birinde 4 gün 3 gece kara tren Kars dan İstanbul’a bizi götürürken çocukluğumun heyecanıyla dolu duygularımla köyümü ( TAHTAKIRAN ) ,ilçemi , Kars ilimi özlüyorum. Bu özlemi gidermek ve Kars’a olan içgüdüsel bağlılığım benim rahmetli Milli Eğitim Bakanı Mustafa ÜSTÜNDAĞ’a bizzat giderek Kars Cumhuriyet Lisesinde öğretmenliğe başlamama nedeni oldu.

Sol örgütlerin aralarındaki çekişme ve çatışmadan payına ölüm ve infaz düşen 1979 yılında kaybettiğimiz HAMİT AĞABEYİM İstanbul Emaye taş -  Vezüv Gaz Sobaları fabrikasında ( Bakırköy-Yeni Mahallede ) işçi olunca yengemi ,oğlunu ve beni okutmak için yanında götürdü.

60’ lı yıllar o günün halk deyimiyle İstanbul’un ‘ taşı toprağı altın ‘ olan dönemiydi. 2. Dünya savaş bitmiş , ABD yeni sömürgecilikle özellikle Türkiye’ye kesenin ağzını açmış , yollar yaptırmış, devamında işbirlikçi yatırımcı sanayici ortaklığı ile sanayileşmenin ABC sinden başlayarak ara mal üretimi için endüstrileşmeye dönük fabrikalar açmaktaydı. Rockefeller ve Ford gibi tekelci sermayeden icazet alan siyasi yöneticiler " her mahallede milyoner yaratma" söylemiyle coşuyorlardı.  T am o yıllar kentleşmenin başlangıç yıllarıydı. Bunun sonucu zorunlu olarak artı-değer üretmek için İstanbul Sermayedarlarının ücretli köleye , işgücüne ihtiyacı vardı. İşte benim de köyümü terk etmem bu dönemdi.

Kırdan kente göçün o yıllarında zorunlu ihtiyaç olan yastık, yorgan, döşek ve  kap-kacak ile dolu eşyalarımızla  (denk )yaparak Kara Trenin acı sireniyle Haydarpaşa'ya varmıştık.  O andan itibaren sıla özlemim başlamıştı. Çocukluğumun karmaşık ve dağınık hüznü ile ayrıldığım memleketime hala o saf duygumla  bağlıyım.

Çocukluğum da Göle ( MERDİNİK ) olarak adlandırılırdı. Köyümüz Merdinik’e tahmini 15 – 20 km uzaklıktaydı. Ancak ilçeye çok sık gidemezdik. Ya hastalık durumunda ya idareye ya da hayvan alım satımı nedeniyle gidilirdi. Büyüklerimiz gelirken  “ŞEHER EKMEĞİ” somun ekmek alıp getirirlerdi. Taze , beyaz , pamuk gibi yumuşaktı.  Tadı şimdiki şehir ekmeğinde farklı idi , daha lezzetliydi. Arpa ekmeğine katık yapar yerdik. Ünlü yazar Oktay AKBAL’IN dediği gibi “ÖNCE EKMEKLER BOZULDU”.

Yeşil Göle ; Adının da anlattığı gibi köyümüzün üç tarafı ırmaklarla kaplıydı. Ünlü Kura Nehri hemen yanı başında akar, SARME Köprüsü günlük yaşamın tüm yükünü çeker, Ardahan’ı  ( ilçe idi ) Göle’ye bağlardı .

İlkbahar en sevdiğim mevsimdi. Altı ay karın beyaz örtüsüne bürünmüş acımasız  , kindar , öç alır gibi esen tipi ve fırtına kış aylarında kalırdı. İlkbahar ; gelincik ve papatya  çiçekleri , yemyeşil alanları, kopup gelen buz kütleleriyle ırmağın coşkusu kuzu melemeleriyle bir ahenk içinde köyümüze canlılık getirirdi. İklimin olumsuz koşulları , geçim zorluğu , üretime dayalı uğraşının olmaması benim ve ailemiz gibi birçok hemşehrilerimizi sılaya attı.

Duygularımın esiri olmadan rahatça söyleyebilirim ki , hemşerilerimin çoğunluğu topraklarından kopsalar da hala akıllarıyla , yürekleriyle, ruhlarıyla , sevgileriyle gözlerini kopup geldikleri topraklarına çevirmişlerdir. Sıla’nın sonsuz yakıcı özlemiyle anlamlı bir resmini hayal ediyorlardır.

Hiçbir posterin sıla özleminin izini taşıyamayacağına dair düşüncemi saklı  tutarak  böyle bir resim yapabilir misin hemşerim.

Sevgi ve saygılarımla

İSMAİL TEKİN 

 
Etiketler: Sen,, Sıla’nın, Resmini, Yapabilir, Misin, Hemşerim, !....,
Yorumlar
Haber Yazılımı Başlığım sayfa içeriği