Kars…
Kadim bir şehir. Tarihiyle, kültürüyle, insanıyla kıymetli bir şehir.
Ama ne yazık ki aynı zamanda bahtsız, aynı zamanda şanssız bir şehir.
Neden mi böyle diyorum?
Çünkü yılın dokuz ayı kış. Çünkü Türkiye'nin merkezlerinden uzak bir coğrafyada yaşam mücadelesi veriyoruz. Ama asıl mesele bu değil. Asıl mesele, bu zor şartların üzerine eklenen, çözülmeyen sorunlar.
Bugün Kars'ta vatandaşın en büyük problemlerinden biri trafik ve yollar.
Yollar bozuk, altyapı yetersiz…
Araç sayısı her geçen gün artıyor ama şehir aynı kalıyor.
Peki çözüm ne?
Ne yazık ki çözüm üretmek yerine ceza kesmek tercih ediliyor.
Artık öyle bir noktaya gelindi ki, trafik cezaları astronomik seviyelere ulaşmış durumda.
Vatandaş zaten zor şartlarda yaşıyor; işsizlik, geçim derdi, sert kış…
Bunun üstüne bir de her an ceza yeme korkusu eklenmiş.
Şehrin merkezinde doğru düzgün park yeri yok.
Ana caddeler, özellikle valilik çevresi başta olmak üzere, dubalarla kapatılmış.
Vatandaş ne yapsın?
Banka işi var, dükkâna uğrayacak, acil bir işini halledecek…
Mecburen ikinci sıraya park ediyor.
Beş dakika. On dakika.
Döndüğünde telefonunda bir bildirim:
Ceza yazıldı.
Şimdi sormak lazım:
Park yeri olsa, bu insan gidip oraya park etmez mi?
Kim durduk yere risk almak ister?
Bu tablo açıkça şunu gösteriyor:
Sorun vatandaş değil, sistemin kendisi.
Ceza yazmak çözüm değildir.
Ceza yazmak, sorunu örtmektir.
Gerçek çözüm:
• Yeterli otopark alanları oluşturmak
• Trafiği rahatlatacak şehir planlaması yapmak
• Alternatif yollar açmak
• Vatandaşı anlamak
Çünkü bu şehirde yaşayan insanlar keyfinden kural ihlali yapmıyor, mecbur kaldığı için yapıyor.
Bugün Kars'ta yapılan şey, trafik düzeni sağlamak değil;
adeta vatandaşı cezalandırmaktır.Dedi.
Hasan OTHAN KARS / Serhat Birikim