Menü Haberin Merkezi
Tarih: 22.07.2026 21:14
Olcay Kasımoğlu Yazdı Festival Kimin İçin?

Olcay Kasımoğlu Yazdı Festival Kimin İçin?

Facebook Twitter Linked-in

Bir kentin ruhunu anlamak istiyorsanız, önce onun festivallerine bakın. Çünkü festivaller yalnızca eğlencenin değil; bir toplumun kültüre, sanata, ortak hafızaya ve birlikte yaşama iradesine verdiği değerin de göstergesidir. Birkaç gün süren etkinliklerden ibaret değildir onlar. Doğru kurgulandığında bir kentin kimliğini geleceğe taşıyan en güçlü kültürel miraslardan biridir.

Ardahan ve ilçeleri; binlerce yıllık tarihi, zengin halk kültürü, ozan geleneği, bozlakları, türküleri, yaylaları ve eşsiz doğasıyla böyle bir mirası fazlasıyla hak eden kentlerimizden biridir. Düzenlenen festivaller bu değerleri görünür kıldığı, yerel üreticiyi desteklediği, esnafa can suyu olduğu, gençlere umut verdiği ve kentin tanıtımına katkı sunduğu ölçüde anlam kazanır.
Ne var ki, yıllardır kendimize sormaktan kaçındığımız bir soru var:
Festival gerçekten kimin için düzenleniyor?
Halk için mi?
Yoksa protokol için mi?
Kültür için mi?
Yoksa siyasi gösteri için mi?
İşte tam da bu soruların cevabı, bir festivalin gerçek değerini belirler.
Çünkü festival, siyasi erkin gövde gösterisine dönüştüğü an kültürel ruhunu kaybetmeye başlar. Sanatın önüne siyaset, halkın önüne protokol geçtiğinde; alkışlar çoğalır ama samimiyet azalır. Meydanlar dolar, fakat gönüller aynı ölçüde dolmaz.
Oysa kültür hiçbir makamın, hiçbir partinin ve hiçbir anlayışın mülkü değildir. Kültür, halkın ortak hafızasıdır. Onu yaşatan da sahiplenen de yine halktır.

Bir festivalde sadece konserler düzenlemek, birkaç konuşma yapmak ve birkaç kurdele kesmek başarı sayılmamalıdır. Gerçek festival; sadece bugünü eğlendiren değil, yarını düşünen organizasyondur.

Ardahan'ın en büyük meseleleri nelerdir?
Göç…
İşsizlik…
Gençlerin gelecek kaygısı…
Hayvancılığın yaşadığı sorunlar…
Üreticinin artan maliyetler karşısındaki çaresizliği…
Köylerin her geçen yıl biraz daha sessizleşmesi…
Peki, festivaller bu sorunların hangisini konuşuyor?
Hangi çalıştay, hangi panel, hangi ortak akıl toplantısı bu sorunlara çözüm üretmeye çalışıyor?

Festival meydanlarında türküler yankılanırken, o türküleri söyleyecek gençler başka şehirlerde yaşam mücadelesi veriyorsa, üzerinde düşünmemiz gereken bir çelişki yok mudur?
Elbette festivaller bütün sorunları tek başına çözemez. Ama çözümün konuşulduğu, fikirlerin üretildiği, üniversitelerin, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, sanatçıların, üreticilerin ve gençlerin aynı masada buluştuğu güçlü platformlara dönüşebilir. İşte o zaman festival yalnızca bir etkinlik değil, kentin geleceğini şekillendiren ortak bir akıl olur.

Kucaklayıcı bir festival; kimseyi dışlamayan, farklı düşünceleri aynı çatı altında buluşturan, çocuklara, kadınlara, engellilere, üreticilere, sanatçılara ve gençlere eşit söz hakkı tanıyan festivaldir. Çünkü kültür, ayrıştırmanın değil; buluşturmanın dilidir.

Bir kentin başarısı, festival alanına kaç kişinin geldiğiyle değil; festival bittikten sonra o kentte kaç yeni fikrin, kaç yeni iş birliğinin ve kaç yeni umudun filizlendiğiyle ölçülmelidir.

Ardahan'ın ihtiyacı daha büyük sahneler kurmak değildir. Daha büyük hayaller kurmaktır. Daha yüksek sesli hoparlörler değildir. Birbirini gerçekten dinleyen insanların çoğalmasıdır. Daha uzun protokol konuşmaları değildir. Halkın daha çok söz sahibi olmasıdır.

Festival; yalnızca müzik dinlemek, halay çekmek ya da birkaç gün eğlenmek değildir.
Festival, bir kentin kendisiyle yüzleşmesidir.
Geçmişine sahip çıkması, bugününü sorgulaması ve yarınını birlikte inşa etmesidir.

Sorulması gereken soru hâlâ önümüzde duruyor: Biz festivalleri gerçekten kültürü yaşatmak için mi düzenliyoruz, yoksa kültürün gölgesinde kendimizi göstermek için mi? Bu soruya verilecek samimi cevap, yalnızca Ardahan'ın değil, ülkemizde düzenlenen bütün festivallerin geleceğini belirleyecektir.

Unutmayalım; festivaller kentlerin vitrini değil, vicdanıdır. Vitrinler göz alır, vicdanlar ise gelecek kurar.

Araştırmacı yazar Olcay Kasımoğlu




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —