1. Gün – Boğatepe’de Açılışın Heyecanı
Festivalin ilk günü, Boğatepe’nin doğal güzellikleri ve köklü kültürüyle başladı. Restorasyonu tamamlanan Zavot Köy Öğretmeni Kültür ve Sanat Evi’nin açılışı, köy enstitülerinin mirasını yeniden yaşatan bir buluşmaya dönüştü. İlhan Koçulu’nun sözleri, geçmişin emeğini ve bugünün umutlarını birleştirdi: Açılışın ardından gösterilen Döngü belgeseli, katılımcılara hem nostalji hem de geleceğe dair umut dolu bir yolculuk sundu. İlk gün, köyün taş duvarları arasında sinema ve gastronominin sıcak bir kucaklaşmasıyla sona erdi.
2. Gün – Köy Enstitüleri ve Açık Hava Sineması
İkinci gün, düşünsel bir derinlik ve duygusal bir sorgulama ile geçti. Alper Akçam ve Dr. Ceyhan Temürcü, Köy Enstitüleri’nin Anadolu için nasıl bir “Rönesans” olduğunu tartıştı. Katılımcılar, üretimle iç içe bir eğitim modelinin özünü yeniden hatırladı. Konuşmalar, geçmişle bugün arasındaki kopan bağlara dair hüzünlü ama öğretici bir farkındalık yarattı. Günün sonunda ise Kars Merkez’de, Kadir İnanır’ın anısına “Sinema Bir Mucizedir” filmi açık havada gösterildi. Gökyüzünün altında, sinemaseverler bir araya gelerek hem nostalji hem de sinemanın büyüsünü paylaştı.
3. Gün – Ani’de Kültürel Yolculuk
Festivalin son günü, katılımcıları Ani’nin tarihi atmosferine taşıdı. Taşların arasında yankılanan adımlar, bin yıllık bir kültürün sessiz hikâyelerini hatırlattı. Gastronomi ve sinema, bu kez tarihin derinlikleriyle buluştu. Katılımcılar, Ani’nin büyüleyici manzarasında hem kültürel hem de ruhsal bir yolculuğa çıktı. Festivalin kapanışı, geçmişin ihtişamı ile bugünün sanatını birleştiren unutulmaz bir deneyim olarak hafızalara kazındı.
Böylece üç gün boyunca Kars, gastronomi ve sinemanın eşsiz buluşmasına ev sahipliği yaptı. Her gün ayrı bir duygu, ayrı bir anlam taşıdı: umut, farkındalık ve zamansız bir kültürel yolculuk.
Ayten Alkaşı/Serhat Birikim





