15525,63%-1,13
44,08% 0,04
51,02% -0,33
7236,43% -0,89
11764,73% -1,49
DEM Parti Kars İl Başkanı Arzu Savaş Derman ve Dem Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Gülcan Alp
DEM Parti Kars İl Başkanlığında bir araya gelen kadınlar yönelik yaptıkları konuşmalarında, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününün anlam ve önemini anlattılar.
DEM Parti Kars İl Başkanı Arzu Savaş Derman son bir haftadan bu yana Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılarda yüzlerce kadın ve çocuğun hayatını kaybettiği için müzikli ve halaylı kutlama yapmadıklarını belirterek tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutladı.
Dem Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Gülcan Alp de yaptığı konuşmada 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün anlam ve önemi ile birlikte 1910 yılından bu zaman dek süre gelen kadın mücadelesini anlattı.
Ortadoğu’da çok sayıda kadının yapılan saldırılarda çok sayıda kadının katledildiğini belirten Gülcan Alp şunları söyledi:
“8 Mart 1857 tarihinde New York’ta bulunan bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, günlük 16 saatlik iş yükünün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle bir grev başlattı. Örgütleyen kadınlardı ve bu güne dek yapılmış en büyük kadın eylemlerinden biriydi. O günden bu yana kadın işçilerin anısına 8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya devam etmektedir. O gün tekstil işçisi emekçi kadınların eşit hak eşit ücret olarak isyan ettikleri haklarını talep ettikleri bir tekstil fabrikasında bir greve giriyorlar. Bu grevde patronları fabrikaları kilitliyor ve yangın çıkarıyor.
Bu yangında 129 tane kadın emekçi arkadaşlarımız ölüyor ve 1910 yılında Kopenhag'da Etkin kadın, kadın arkadaşımız, emekçi mücadelecisi, aktivist bir kadın arkadaşımız 8 Mart'ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak ilan ediyor.
O günden bugüne kadar o emekçi, isyancı kadın arkadaşlarımızın mücadelesiyle biz bugün onları saygıyla anıyoruz.
8 Mart'ta 8 Mart'ta geçmişten bugüne kadar mücadelelerinde, emekleriyle kendi hayatlarını uğurda öven, mücadele eden Rozalardan, Sakinelerden, Amin Hasal'dan biz bütün kadın arkadaşlarımızı buradan saygı ve selamla anıyoruz.
Bu sosyalist emekçi Kadın Mücadelesi Cezaevindeki arkadaşlarımızı da Leyla Güvenleri, Figen Yüksekdağları, bu arkadaşlarımızı da buradan sizinle beraber Onların duruşlarıyla, mücadelesiyle saygı ve selam söylüyoruz onlara da.
Sevgili kadınlar, biz yıllarca var olmak için vardık, varız, var olacağız mücadelesiyle Şeyh Azadi felsefesiyle biz her zaman ayakta durmaya çalışıyoruz.
Mevcut egemen kapitalist sistem erkek zihniyetiyle sömürülen, emekleri yok sayılan, katledilen, isimsiz tarihimize imza atan biz emekçi kadınlar bizim emeğimizi sömüren erkek egemen devletleri ve zihniyetleri kesinlikle reddediyoruz. Onlara inat isyanlarımızı örgütlü ile devam ettireceğiz. Biliyorsunuz arkadaşlar Ortadoğu’da bu da bir ceberut bir sistem var.
O sistemin bütün mücadelesi kadınların emeği üzerine kuruldu. Afganistan'da kadın cinsiyeti üzerine bütün mücadelelerini yok sayan, kadınları yok sayan, eğitimine, sağlığına, hukukuna, kadını hiçbir şekilde eğitimine müsaade etmeyen o kapitalist sistemin kurduğu Afganistan, Taliban zihniyeti kadınların üzerinde savaşını sürdürüyor.
Suriye'de IŞİD'in Suriye'deki Türkmen, Azeri, Ezidi kadın arkadaşlarımıza ne kadar mücadele ederek var olmaya çalışan o arkadaşlarımızın da biz arkasında ses olmaya devam ettik.
Yakın tarihte Rojava'da kadın arkadaşlarımızın kendi emeğiyle kurduğu o kadın mücadelesi, kadın isyanlarını bağırarak alanlara dünyaya sesini duyuran o kadın arkadaşlarımızın saç örgüsünü bile utanmadan savaş ganimeti sayarak halkın önüne saran o egemen erkek aklını ve İŞİD aklını biz tanımıyoruz.
İran'da bir saçının telinin göründüğü için zindanda yok edilen Mas'a Amine arkadaşın mücadelesini de biz saygı, sevgiyle onurlu mücadelesinden dolayı biz onu da saygıyla alkışlıyoruz. Biz kadınlar yıllarca Bütün dünya kadınları bir olarak emeğimizin, mücadelemizin sürülmesine müsaade etmeyeceğiz. Arkadaşlar hepimiz biliyoruz.
Biz kadınların ilk tarihten beri kadınların nasıl içeri kapatıldığı, biz eşit eşit var olduğumuz halde emeğimiz nasıl sömürüldü, anne olduğumuz için evlere biz aslında çocuklarımızı doyurmak, dışarıda o avcı toplayıcı kültüründen bu yana kadar biz aslında kadınlar Hem avcıydık, hem toplayıcıydık.
Ama biz anne olduğumuz için, biz anneliğimizin gereklerini yerine getirdiğimiz için erkeklerin avcı olarak dışarıda toplamasıyla biz içeride onlara üreterek yaşamı ayakta tutmak için mücadele ederken o erkek aklı bizim o dört duvar arasındaki bizim emeğimizi sömürmeye başladı.
Biz işte o eve girdiğimiz zaman o çocuğu büyüterek, eşimiz dışarıda ekmek parası kazanırken, bir şeyler getirirken biz de o yaşamı ayakta tutmak için mücadele ettiğimiz için erkekler de o erkek haklı devlet sistemi bizim Biz kadınları sömürmeye başladık. Bunlar bizi kendine hak görmeye başladı. Oysa ki yaşamı yaşatan bizleriz.
Biz o tecavüzcü, tacizci, o erkek egemen faşist zihniyetine biz karşı çıkmak zorundayız. Çok yakın tarihte bilmiyor muyuz o kapitalist sistemin Einstein dosyalarını görmedik mi? Bütün hayalleri, bütün emekleri, bütün mücadelesi kadını ve çocuğu yok saymak. Kadının emeğini, bedenini sömürmek İşte biz bunun için diyoruz. Biz varız, var olacağız.”



Hasan OTHAN KARS / Serhat Birikim