Anadolu, Orta Asya ve Mezopotamya bölgesi halkları tarafından tarih boyunca kutlanan Nevruz Bayramının kökeni hakkında birçok rivayet vardır.

Eski bir Pers takvimine göre baharın ve yılın ilk günü olan, yine bir Pers inanışına göre Tanrının dünyayı yarattığı gün olan Nevruz, miladi takvimin 22. Gününde kutlanmaktadır. Baharın gelişi ile birlikte doğanın uyanışı, hayatın yeniden başlaması kabul edilen bu günde birçok ülkede bölgede çeşitli etkinlikler ve kutlamalar yapılmaktadır.
2022 yılında Nevruz bayramını kutladığımız bu günlerde, Anadolu ve Trakya topraklarında yeniden uyanması beklenen doğanın bizlere bereketli mahsuller sunmasını diliyoruz. Ancak, yanı başımızda süregelen savaşın gölgesinde tarımsal üretim konusunda büyük sıkıntılar ile bir ekim dönemine girmekteyiz. Buğday ve Ayçiçek yağı ihracatında yüksek oranda bağımlı olduğumuz iki ülkenin arasında süregelen savaş, bir yandan bu ürünlere ulaşmakta yaşayabileceğimiz zorlukları ortaya koyarken, diğer yandan mevcut iktidarın tarımı öteleyen betona dayalı kalkınma modelinin acı faturasını da bütün çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor. Trakya bölgesinde uçsuz bucaksız tarlalar boyunca uzanan Ayçiçeği tarlalarımız iktidarın yanlış tarım politikaları yüzünden boş kalırken, Ayçiçek yağı ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 66’lık kısmını dışarıdan temin eder hale geldik. Yine aynı şekilde Buğday’ın anavatanı olarak kabul edilen Anadolu topraklarında ekili-sürülü alanlar her geçen yıl azalırken buğday ihtiyacımızın da önemli bir kısmını Rusya’dan karşılıyoruz. Peki, halihazırda savaş halinde olan Rusya, ürettiğimiz buğday bize ancak yetiyor derse ne yapacağız. 2022 yılı Türkiye için büyük bir gıda krizi yılı olabilir mi?
Geniş ve bereketli topraklara sahip ülkemizde neden yeterli üretim yok ya da desteklenmiyor. Neden buğdayı keşfeden insanoğlunun yerleşik yaşama geçtiği bu kadim topraklarda çiftçi ekip biçmekten vazgeçti. Eskiden övünerek bahsettiğimiz dünyada tarımsal olarak kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri olan Türkiye nasıl bu kadar dışa bağımlı hale geldi. Onlarca yıldır süregelen plansızlık sonucunda, önce tarımsal olarak en verimli olabilecek topraklarımızı (Marmara ve Trakya bölgeleri) betona ve sanayiye boğduk. Sonra nüfus yoğunluğunu tarımsal üretime göre dağıtmadık. İstanbul’a bir boğaz köprüsü yaptık, sonra bir tane daha yaptık, sonra bir tane daha. Her yaptığımız köprü, her yaptığımız uçuk kaçık proje yeni nüfus hareketlerine yol açtı.
Bu uzun süren plansızlık ile geldiğimiz noktada, aşırı derecede artan elektrik ve yakıt fiyatları, Avrupa ortalamasının Euro bazında üç katı olan gübre fiyatları ile çiftçimizin üretim yapması oldukça güç gözüküyor. Hemen çözüm üretilmez ise 2022 yılı dedemizin sopasını toprağa saplasak ürün verebilecek kadar verimli bu topraklarda aç kalmayı başardığımız yıl olarak tarihe geçmeye aday.
SMMM DENİZ AYDEMİR
CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı
İstanbul Ardahan Kültür ve Turizim Dernek Başkanı





