Dr.ALPER AKÇAM

Tarih: 03.03.2026 02:30

BİZİMLESİN SEVGİLİ CEVDET AĞABEYİM!

Facebook Twitter Linked-in

Dört yıl olmuş o iyi insanı, o yaşam dolu canı çok sevdiği memleket toprağına ve sonsuzluğa uğurlayalı. Neredeyse bir ömür doğup büyüdüğü toprakların doğası için savaştı. 

2 MART.jpg

Kuzeydoğu yaylalarının can damarı Kura Nehri için onlarca yıl süren bir mücadele verdi. Dursun Akçam’ın en vefalı öğrencilerindendi. 2003 yılının Eylül ayında öğretmeninin defin töreninde yaptığı konuşmada bir “Dursun Akçam Ormanı” sözü vermişti. Bugün on binlerce fidanın gökyüzü ile kucaklaştığı, her yıl yapılan Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Günleri’nde konukların ve sevenlerinin birer fidan diktiği Dursun Akçam Ormanı, onun azimli çalışmaları öncülüğünde gerçekleşti. 2004 Haziranında yapılan orman açılışına İstanbul’dan yanına aldığı bir otobüs dolusu doğa ve Dursun Akçam dostu ile katıldı.
Benim Cevdet ağabeyimdi o. Ağabey sözcüğünü tüm boyutlarını karşılayan bir büyüğümdü. Onun yaşamını birkaç sözcükle özetlemek gerekirse “Hayata hakkını vererek yaşadı” diyeceğiz. Bir devrimciydi o. Kafasına koyduğunu yapmak için gecesini gündüzüne katan biriydi.
Üniversite yıllarımdan başlayarak yakını olmaktan onur duyduğum bir polis, bir başkomiser olarak hep yanımda hissettim. Öykülerime, romanlarıma kadar düşün dünyamda hep yer aldı. “Bir Palto Öyküsü”nün başkahramanı oydu.

“Devlet” denince tüyleri diken diken olan “Sol çocukluk hastalığı”ndan muztarip birilerinin üzerinde durup düşünmesi gereken bir devlet görevlisiydi Cevdet Şentürk. Kurduğu devletin topraklarını diline, dinine bakmaksızın kullananına Beytülmal kılan Ertuğrulgâzi gibi, bugün değerlerine sahip çıkabilmek için geç de olsa uyanıp korumaya çalıştığımız genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gâzi Mustafa Kemal gibi…
Cevdet Şentürk, 12 Eylül faşizmine giden o günlerde birçok devrimciyi işkencelerden, haksız işlemlerden kurtardı.
“Geçmiş Bir Zamandı” ve “Aslan Asker Arslan” romanlarında anlattığım o mücadele yıllarında cezaevinden firar etmiş Taner Akçam’la ilgili mevzuat gereği bazı sorular için beni Gölebert’teki jandarma karakoluna çağırtan ve çok kibarca ağırlayan, bahçedeki kamelyada çay ikram eden karakol komutanı, jandarma başçavuşu, arkamda kötü niyetli kişilerin dolaştığını, bir kumpas için kendisine de para teklif ettiklerini açıklayarak beni uyarmış ve açıkça sormuştu; “kendini korumak için silahın var mı?” Ben de hiç çekinmeden “Var” diye yanıtlamıştım “yoksa ben bulacağım” diyen o üniformalı devlet görevlisine… Silahım vardı, tehlikenin farkındaydım, defalarca ölümle burun buruna gelmiş, Cevdet ağabeyimin kapısını çalmış, onun sağladığı bir silahı sıkıntılı zamanlarda yanımda tutmaya çalışmıştım.
Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri’nin değişmez katılımcısı, konuşmacısı oldu…
Heyecanla yaşadı, coşkuyla davrandı hep… Ölçek köyünde, onun bizden iki yüz metre aşağıdaki evinde yaptığı telefon konuşmalarını biz yukarıda tek tek dinler, Cevdet ağabeyimizin o coşkusuna içimizde güller açarak gülerdik.
Hayatın her alanında vardı. Akrabamız Prof. Dr. Mecit Doğru ile birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü antetli resmi bir kâğıt kullanarak arıcılık yapan amcam Selim Akçam’a Çernobil nükleer sızıntı bulaşığı bal sattığı için ballarının toplattırılacağına ve hakkında soruşturma açıldığına dair bir yazı yazıp adresine postalamış, amcamı büyük bir telaşa sokmuştu. Ne çok gülmüştük o günlerde… Üçünü de toprak incitmeyecektir…
Cevdet ağabeyim, hepsi de birbirinden cevval atak, mücadeleci çocuklar yetiştirdi. Yaşarken bir evlat acısı görmesi de can evinden vurdu onu.

Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Vakfı’nda Cevdet ağabeyimin tuttuğunu koparan çocuklarıyla birlikte omuz omuza mücadele etmekten onur duyuyorum.
Kura nehrinin sularını müteahhit ve beton saldırısından kurtarmak için “KURADER”i kurdu. O mücadelede neredeyse yalnız kalması da onu çok yıprattı. Yılmadı, yorulmadı, ilerlemiş yaşına karşın kapı kapı dolaştı, büyük mitingler yaptı. Konuşmacısı olduğum Kartal mitinginde İstanbul’daki tüm köylülerimi ve yüzlerce Ardahanlıyı yan yana gördüm… “Politikacılar değil, sen iyi anlatırsın” demişti bana… Gerçekten de o gün büyük bir heyecanla konuştum; kanımca çok etkili bir miting oldu.
Anısı yıldız olsun üstümüzde; bizler yaşadıkça o da yaşayacaktır; hep üstümüzde parlayacaktır…
Dursun Akçam Kültürevi’nin duvarında onurla bakıyor şimdi gelip giden konuklara, tüm dostlarına…
Selam olsun Cevdet ağabeyimin güzel anısına; selam olsun hayata hakkını vererek yaşayanlara…

02 Mart 2026, Alper Akçam

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —