Menü Haberin Merkezi
Dr.ALPER AKÇAM

Dr.ALPER AKÇAM

Tarih: 12.03.2026 01:58

NSAN BEDENİNDEN DÜŞÜN DÜNYASINA…

Facebook Twitter Linked-in

Edebiyat ve kültür dünyasına tam zamanlı ve boylu boyunca girdiğim 2000 yılının üzerinden geçen zaman ile insan bedeniyle içli dışlı, kan, kas, farklı dokular arasında yorgun, uykusuz, gerginlikler, heyecanlar içinde geçirdiğim hekimlik yıllarının boyutları eşitlenmek üzere…

9 MART.jfif

Hekimlik yıllarına noktalı virgül koyduğum zamandan başlayarak, yirmi altı yıldır geceli gündüzlü içinde bulunduğum, dingin zamanlarımın hemen tümünü ayırdığım kültür ve edebiyat dünyasında da yaşamın kutsallığını, doğanın ve insanın güzelliğini önde tutan bir “poetika” (yazın yörüngesi) ile yer aldım. Kimi kitapları ve makaleleri yazarken, kanlar içinde ya çok büyük travma ya da bir iç hastalık sonucu yaşamla ölüm arasındaki o incecik çizgiye girmiş bir insan bedeninin konulduğu sedyeyi kendi ellerimle ameliyathaneye kadar yetiştirip yıkanmak için ameliyathane musluğuna koştuğum, içimde büyük bir heyecanın büyüdüğü o anları ya da saatler sürmüş bir çabadan sonra kendimi bir yaşam kurtarmış olmanın o derin mutluluğu içinde bulduğum zamanları yeniden yaşıyorum… Yeniden ve biliyorum ki, daha büyük bir toplumsal güç ve sorumlulukla insanoğlunu uyarmaya, yanılgılardan uzak kalmaya, iyilik, güzellik ve adalet için derlenip toparlanmaya çağırıyorum. Bu anlamda en büyük heyecanı duyduğum yer “karşılaştırmalı edebiyat” ve “eleştirel denemeler”dir.

Birçok kez kendimi toprağı kazarak ya da bir harabeyi yaşanır duruma getirerek kendime yeni bir yaşam alanı kurmaya, hep çevredeki doğayla iç içe, bitkisiyle, hayvanıyla haşır neşir, yeniden başladığım bir yerden, varlığımla suya atılmış bir taşın oluşturduğu dalgalar gibi çoğalmaya, yayılmaya çalışırken bulduğum (gerçekten de çocukluğumda en sevdiğim oyun bir yamaca kazdığım bir sığınakta yalnız ya da sevdiğim bir arkadaşla yeni bir yaşam alanı kurmaktı), yaşama tanıklık edip yeni ufuklar açmaya çaba gösterdiğim romanlarımı da, anısı, ezgisi, güzel duyguları unutulmaması gereken bir insanı ya da ânı dil işçiliğiyle çoğaltarak ölümsüz kılma alanı olarak kullandığım öykülerimi yazarken de büyük heyecanlar yaşıyorum ama insanlığa ve biricik hayatımıza, bizi sarıp sarmalayan doğaya baş belalısı olmuş kötü niyetli birilerinin ipliğini pazara çıkarmaya çalışırken, ya da onlara karşı çıkmayıp, hatta onların egemenliklerini kendi şöhreti için kullanan çoğu da bireyci zekâ parıltıları taşıyan edebiyat ve kültür insanlarının insanlığa ve edebiyata, sanata ihanetlerini belgelemek için araştırmalar yaparken de kendimi hekimlik yıllarımın o kutsal çabası içinde hissediyorum.

Dünyanın ve mazlum insanlığın baş belalısı emperyalizmin günümüzdeki pervasız saldırganı, Orta Doğu halklarının acımasız katili Nutenyahu’nun en büyük destekçisi, aslında kendisi gerçek bir çocuk ve bebek katili olan Trump, İran halkını ya da Müslümanları çocuk kafası ya da kadın eli kesmekle suçlarken yakasından tutup bağırasım geliyor; “Şark’ta öyle bir sapkınlık ya da canavarlık varsa, bunun sorumlusu da siz değil misiniz? Onlarca yıldır İslam üzerinden yürüttüğünüz Şarkiyatçı politikalarla siz insanların başına bela etmediniz mi o 11 Eylül El-Kaide saldırılarını, o sarıklı mollaları, Afganistan’daki o kadın ve çocuk düşmanı Talibanları? Bir zamanlar milyon dolarlık “terörist” yaftalarıyla ararken kravat taktırıp devlet başına geçirdiğiniz, aynı zamanda İsrail’e Golan tepelerini işgal etmesine göz yuman o liderleri yetiştirenler, onunla televizyonlarınızda CİA başkanı, koca ABD devlet başkanı olarak gülerek yan yana pozlar verenler sizler değil misiniz?

Bunun için yazıyorum! Dünyada bunca kötülük varken, çocukluğunu geçirdiği coğrafyanın derin tarihini, güzel insanlarını Batı’ya bir egzotik imge kılıp şöhret basamaklarını tırmanan, bir yandan da hâlâ ABD’yi insanlığın kurtarıcısı gibi gösteren (Empedokles’in Dostları) kitapları yazan kültür ve edebiyat oyuncuları da benim çalışma alanımda… Dünyada on milyonlarca edebiyat insanının, üniversiteli araştırmacının abonesi olduğu “www.academia.edu” da son zamanlarda “Top %0.5”te (en iyi binde beş) okunan bildirilerim arasında “Maalouf”un Labirenti” 650’nin üzerinde uluslararası okunma sayısı almış; takipçilerimin sayısı 1000’i geçti. Memleketim Kars’ı ve insanlarını egzotik bir Doğu imgesi gibi kullanırken kurduğu tiyatro sahnesinde bir eski solcuya Cumhuriyet kurucusu Gâzi Mustafa Kemal Paşa gibi kalpak giydirip askerlere emir vererek mazlum İmam-Hatipli çocuklara kurşun sıktırtan Orhan Pamuk’un (AKP’nin iktidar olduğu yıl yayınlanan bu roman ABD’de en çok satan on roman arasına girdi) yakasından tuttuğum eleştiri metnini yazalı da yirmi yılı geçti (Türk Romanında Karnaval içinde).

Şimdi dünyanın en çok okunan yazarları arasında bulunan ve hiç utanmadan “Mağribilerin İspanya’dan kovulması” gibi cümleler kuran Umberto Eco (Postmodern Şarkiyatçı olarak tanımladım) üzerine çalışırken (kitapları kütüphanemin bir rafını kapladı), Mağribi kültürünü Meksika kültürünün temeli sayarken onur duyan, İsmail Hakkı Tonguç’a benzer yönleri olan Jose Vesconcelos’u alkışlayan Octavio Paz da kaynaklarım arasında. Onun kimi yalpalamaları üzerine kurduğum bir eleştirel deneme metni, academia.edu’da yayımladığım son makale oldu (Octavio Paz’da Teoloji Gölgesi)

Yarın (10 Mart Salı), Ankara’da Zafer Çarşısı’nda Tıp Haftası kapsamında açılacak sergide ben de kitaplarımla yer alacağım. Hekim dostlarıma ve Ankara’daki tüm okurlarına kitaplarımı imzalayacağım.

Gününüz aydın olsun değerli dostlar…

 

09 Mart 2026, Alper Akçam


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —