9 Ocak, kutsal Kurtuluş Savaşımızın kadın kahramanı, Ateşten Gömlek (Kurtuluş Savaşı ile ilgili ilk roman), Vurun Kahpeye gibi önemli romanların yazarı, İzmir’in İngiliz desteğinde Yunan kuvvetlerince işgali sonrasında bütün İstanbul’u ve Türkiye’yi ayağa kaldıran Sultanahmet Mitingi konuşmacısı, Anadolu Ajansının kurucusu ve Gâzi Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı boyunca can yoldaşı olmuş, yoksul ve yaralı memetlerin yaralarını elleriyle sarmış Halide Edip Adıvar’ın ölüm yıldönümüdür (1964).
Halide Edip adı bugün için de çok önemlidir… Emperyalizmin arsızlığını ve pervasızlığını iyice ayyuka çıkardığı, devlet başkanlarını haydutça baskın yapıp kaçırdığı, emperyalizmin polislerinin kendi kadın yurttaşlarını hiç yoktan yere kurşun sıkıp öldürdüğü ve bu vahşetin ülkesini yönetenlerce alkışlandığı bir zamanda onun kadın mücadeleci ruhu, örgütçülüğü ve yiğitliği hepimize örnek olsun.
Onun, bugünlerde unutturulmak istenen, bütün okul program ve müfredatlarından çıkarılmış Vurun Kahpeye adlı romanı, Kurtuluş Savaşı’nın arka planında rol alan, emperyalizmle işbirliği yapmış din istismarcılarının gerçek yüzünü de ortaya koyar… Selim İleri, Halide Edip’in “Bugüne bir ‘Ateşten Gömlek’” başlıklı, 1997 tarihli son sözde, “Yakın tarihimizin hangi sancılardan geçtiğini ben en çok romanlardan öğrendim,” der. “Tarih kitapları, hatta ilk elden, ilk tanıklıktan anılar yetmedi,” diye de ekler. Kurtuluş Savaşı ile ilgili ilk roman olduğu bilinen “Ateşten Gömlek”in ilk baskısı 1923 yılında yapılmıştır. Daha savaş bitmeden, cephelerden gelen top sesleri duyulurken, 6 Haziran-11 Ağustos 1922 tarihleri arasında da İkdam Gazetesi’nde tefrika edilmiş olduğu söylenir.
Kurtuluş Savaşı boyunca Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer almış, Hilafet makamının verdiği idam fetvalarına karşı büyük önderin yanında yer almış, hatta işgalci güçlere kurşun sıkmış samimi ve gerçek din adamlarına, inananlara da selam olsun.
Halide Edip, Türkiye topraklarının emperyalist güçlerce parçalandığı ve işgal edildiği ilk zamanlarda geçici bir süre kurtuluş için “manda” düşüncesinin savunucusu olsa da kısa sürede bu yanlışından döner, ülkenin kendi gücüyle bir kurtuluş savaşına uyanması ve dişle tırnakla düşmana karşı koyması azminin en yüksek sesle savunucularından biri olur. En zor zamanlarda da eşi Adnan ile birlikte Ankara’ya, hilafet ve saltanatın ülke çapında insanları kendisine karşı kışkırttığı, İngiliz emperyalizminin ardına ajanlar taktığı Mustafa Kemal Paşa’nın yanına geçerek Ziraat Mektebi’ndeki o bir avuç askeri güçle başlatılan şanlı direnişe katılır…
Daha sonra eşi Adnan ile Mustafa Kemal Paşa arasında oluşmuş kimi çelişik durumlara karşın (2 Aralık 1922’de TBMM İkinci Başkanı Dr. Adnan Bey’in –Adıvar- girişimiyle, Mustafa Kemal’in milletvekili olamaması için Misak-ı Milli sınırları dışında doğanların ve aynı yerde beş yıldan az oturanların milletvekili seçilemeyecekleri yönünde bir tasarı yasalaştırılmak istenmişti), Kurtuluş Savaşı’na ve Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’e olan bağlılığını sürdürmüş örnek bir kadındır.
Ziraat Mektebi’ne Köse İmam ve hilafet yanlılarınca yapılan, telgraf tellerinin kesildiği baskında Mustafa Kemal Paşa’nın elde tabanca ihanet çetelerine karşı karanlığa daldığı sabotaj sırasında da orada bulunmaktadır.
Aldıkları son haberler arasında yer alan Anzavur Ahmet saldırıları, Hilafet Ordusu girişimi, Fransızların Ayıntap’ta, Yunanlıların Batı’da saldırıya geçmiş olmaları gibi olaylar, topyekûn bir saldırı karşısında olduklarını göstermektedir.
Adnan Bey linç edilebilecekleri, idam edilebilecekleri üzerine yorum yapınca, Halide Edip, ‘zaten idam mahkûmuyuz’ der… ‘- sehpaya çıkmadan, herhalde, Bâbilli Kurretülayn gibi konuşurum: ‘ayaklarımı yerden kaldırın ki, dünyayı daha iyi göreyim’…” (Attila İlhan, allahın süngüleri, s 200)
Halide Edip, o savaşçı karakteri yanında savaş boyu yaptığı hemşirelik hizmeti ve Sultanahmet mitingindeki o çok önemli vurgusuyla dünya halkları kardeşliğinden yana olduğunu gösteren bir hümanisttir aynı zamanda… 23 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’in işgali üzerine İstanbul’da yapılmış ve iki yüz bine yakın kalabalığın katıldığı o mitingde “Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımız!” diye haykırmıştır.
Bu sözün bugün için de büyük bir yol göstericiliği vardır.
Halide Edip adı bugün de çok önemlidir… Kurtuluş Savaşı sırasında kendi saltanatları için düşmanın her yaptığına göz yummuş, hatta İngiliz istihbaratçısı, binbaşı, rahip Frew’un kurduğu “İngiliz Muhipleri Cemiyeti”ne üye olup onları desteklemiş, o rahibe Sait Molla ile eşlik edip takma sakal ve cüppe ile Anadolu’yu gezdirmiş Yunan uçaklarından Kuvayımilliyeyi “Bolşeviklik”le suçlayan bildiriler attırtmış Saltanat ve Hilafetin matah şeylermiş gibi yeniden savunulmaya çalışıldığı, arkasında emperyalizmin bulunduğu, cemaat ve tarikatların aracı kılındığı dini söylemlerle İslam coğrafyasının alabildiğince karıştırıldığı bu günlerde o şanlı tarih yeniden ve çok dikkatle anımsanmalıdır. Kurtuluş Savaşı geleneği ve Gâzi Mustafa Kemal sevgisini taşıyan subayları emperyalist oyunları, cemaat tarikat komplolarıyla temizleyip orduyu kendi emir komuta zincirlerine alanların, kendi çocuklarını sahte raporlarla askerden kaçıranların, emekçilerin, emeklilerin gün geçtikçe yoksullaştırıldığı, ülkenin varının yoğunun bir avuç vurguncu tarafından talan ve güzel doğamızın tahrip edildiği bir politikanın sorumluları iyi tanınmalıdır.
Halide onbaşılara, yeniden Kuvayımilliye için toplumun en ön saflarında çaba gösteren, direnen, üreten, adalet ve özgürlük için bizlere önderlik eden kadınlara selam olsun…
Gününüz aydın olsun değerli dostlar…
9 Ocak 2026, Alper Akçam